HABERİN OLSUN

Anasayfa // balyoz // Balyoz Planını Hazırlayan Cuntanın Ses Kaydı Ortaya Çıktı

BALYOZ CUNTASININ SES KAYDI
TSK'daki üst düzey general ve subayların Balyoz'u konuşurkenki ses kaydı.

HER ŞEY BİR OYUN DEĞİLDİ

5-7 Mart 2003 tarihlerinde İstanbul Selimiye Kışlası'nda 1. Ordu'ya bağlı tüm komutanlıkların katıldığı toplantı aslında yıllık bir strateji toplantısı gibi planlanmıştı. Fakat toplantının esas gündemi 2002 Aralık ayında hazırlanan Balyoz Harekât Eylem Planıydı.

Planda bu toplantıdan Balyoz Güvenlik Harekat Planı, "Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryo" isimli jenerik bir plan şeklinde, "GİZLİ" gizlilik derecesinde ve özel seçilmiş, sınırlı sayıda personelin katılımıyla icra edilecek bir plan seminerinde denenecek ve müzakere edilecek" şeklinde bahsediliyor.

İşte Bizzat 1. Ordu Kurmay Başkanı Süha Tanyeri'nin resmi yazışmalarla sabit talimatıyla alınan ses kaydı ve 175 sayfalık ses kaydının dökümünden geniş bir özet...

5 7 MART 2003 İSTANBUL SELİMİYE KIŞLASI

Orgeneral Çetin Doğan (1. Ordu Komutanı - Açılış konuşması): Bu plan çalışmasında yalnız şimdiye kadar olan plan çalışmalarının dışında belki de Türkiye'de ilk defa ordu çapında bizim planlarımız içerisinde yer almakla beraber ikinci plana ittiğimiz aslında günümüzdeki gelişmeleri dikkate aldığımız zaman birinci öncelikli ele almamız gereken iç tehdidi bu seminerde öne alıyoruz.

İçinde yaşadığımız koşullan hepiniz biliyorsunuz, yaşadığımız durumları ve gelişmeleri hepiniz biliyorsunuz. Ve olası en kötü senaryo derken o kötü senaryodan daha kötü senaryo ....yor aslında gelişmeler bir yönüyle bundan birkaç ay evvel öngördüğümüz senaryodan daha kötüsüne mi gidecek bilmiyorum, öyle endişe verici bazı gelişmeler de var. Bu bakımdan da bu olumsuz gelişmeler içte gelişecek olumsuz gelişmelere karşı hazırlıklı olmak için planlan gözden geçirmek ve hatta yoksa planlarımız yeni planlar üretmek durumundayız.

Şimdi iç tehdit söz konusu olduğu zaman biz doğrudan doğruya EMASYA planlarına el atıyoruz. EMASYA planlan il idaresi kanununun öngördüğü tarzda Genelkurmay'dan yapılmıştır. Hasbel kader benim dönemimde EMASYA planlan yenileştirilmiştir.

Biliyorsunuz silahlı kuvvetlere yönelik eylemlerde doğrudan doğruya il idaresi kanununa göre valinin kuvvet talebine gerek duyulmadan, bunun altını çiziyorum, yasal bir isteği söz konusu olmadan da her seviyedeki birlik komutanının resen duruma müdahale hakkını iç hizmet kanunu vermiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı alenen fesat çıkarma tahkir ve bizim normal askeri ceza kanununda suçlar kapsamına giren konularla ilgili komutan doğrudan doğruya müdahale etme, bu müdahale sonuçlarını bildirme yükümlülüğüne sahiptir ve böyle yasal bir zemin vardır.

Evet, şimdi yeni durumu incelemeye başlıyoruz. Olasılığı tehlikeli senaryonun en yüksek tehlikeli senaryonun arzı ve müteakiben durum değerlendirmeyi şey yapacağız.

Albay Süha Tanyeri (1. Ordu Kurmay Başkanı):

Komutanım, olasılığı en yüksek tehlikeli senaryoyu arz ediyorum. Yunanistan'ın karasularını 12 mile çıkarması ve bu durumun Türkiye tarafından kabul edilmemesi nedeniyle oluşan belirsizlik Ege Denizi'nde ve hava sahasında her iki devletin de kendisine ait kabul ettiği alanlarda çatışmalara sebep olmuştur. Bu olaylar sonucunda Yunanistan tarafından bir Türk F-16 savaş uçağı Ege denizi açıklarında düşürülmüş. Sakız Adası 8 mil açığında deniz kuvvetlerimize ait bir hücum bota Yunan savaş uçaklarınca taciz atışı açılmıştır. Bu gelişme ile Türk Yunan hududunda gerginlik had safhaya ulaşmıştır.

Bu gelişmeler üzerine Bakanlar Kurulu tarafından Milli Güvenlik Kurulu'nun teklifi üzerine 1. ve 2. Ordu bölgelerini kapsayacak şekilde; 2 Şubat 2003 tarihinden geçerli olmak üzere kısmî seferberlik ilanına karar verilmiştir.

Karar Resmî Gazete'de yayımlanmış ve TBMM tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiştir.

Güneydoğu Anadolu'da terör olaylarının artması Kuzey Irak'taki belirsizliğin, yerini Kürt gruplarla gerginliğe bırakması Amerika Birleşik Devletleri'nin harekât öncesi verdiği sözleri tutmaması ve bu konudaki isteksizliği ve Kopenhag zirvesi sonucunda Avrupa Birliği ve Türkiye ilişkilerinin kopma noktasına gelmesi üzerine hükümetin yeni ittifaklar arayıştan içine girmesi irticai kesimlerin İslâm devleti kurma özlemlerini fiilen harekâta geçirmiştir, özellikle Kocaeli, Adapazarı ve İstanbul'da rejim aleyhinde gösteriler düzenlenmeye başlanmıştır.

22 Şubat 2002 tarihinde İzmit'te bir grup ilköğretim okulu müdürü ve öğretmenleri çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında türban ve başörtüsü yasağını protesto etmeye yönelik kanunsuz bir gösteri yapmaya teşebbüs etmiştir. Başlangıçta yürüyüşün önlenmesi için alınan tedbirleri müteakip meydana gelen olaylar giderek büyümüş. Emniyet güçlerinin olaylara müdahale etmede gecikmiş olması bazı bölgelerde ise müdahale etmeyerek pasif destek vermesi nedeniyle pek çok işyeri tahrip edilmiş ve iki gün içinde 25 kişi ölmüş, yaklaşık 500 kişi yaralanmıştır.

İstanbul Fatih'te 28 Şubat 2002 tarihinde aşın dinciler tarafından Atatürkçü düşünceyi savunan demek binalarına yapılan saldın sonucunda çıkan çatışmalarda çok sayıda bina ve işyeri tahrip edilmiş, olayların İstanbul genelinde yayılması sonucu 30'un üstünde insan ölmüştür. Kentteki pek çok mağaza ve ev yağmalanmıştır. Can derdine düşen halk orduya ait kışla ve jandarma karakollarına sığınmıştır.

İstanbul'un birçok semtinde sokak çatışmaları her gün vuku bulmaktadır. İstanbul genelinde halk sokağa çıkamaz hale gelmiştir. İşyerleri ve birçok alışveriş merkezine yönelik yağmalama olaylarının artış göstermesi nedeniyle esnaf kepenk kapatmak zorunda kalmış ve birçok zaruri gıda maddesi temininde zorluklar yaşanmaya başlamıştır.

Yetkililer tarafından İzmit ve Adapazarı'nda da gerilimin oldukça yükseldiği dile getirilmiştir.

Bu olaylar üzerine Bakanlar Kurulu, Milli Güvenlik Kurulu'nun tavsiyesiyle sıkıyönetim ilan etmiş. Ve karar Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün TBMM'nin onayına sunulmuştur. Ancak TBMM'de üye yeterli sayısına ulaşılamadığı için sıkıyönetim karan onaylanmamıştır.

Gelişen bu durumlar üzerine Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nca Kuvvet Karargâhı'nda ordu komutanlarının katılımıyla bir değerlendirme toplantısı yapılacağı, muhtemel tedbirler ile iç tehdide yönelik geliştirilecek hareket tarzları gibi konuların da dikkate alınacağı bildirilmiştir.

Kuvvet Karargâhı'nda yapılacak değerlendirme toplantısında sunulacak ordu görüşünü belirlemek maksadıyla mart ayının ilk haftasında ordu karargâhında kolordu ve tugay komutanlıklarının katılımıyla bir toplantı icra edilecektir. Bu toplantıda yukarıda belirtilen ana esaslar çerçevesinde dış ve iç tehdide yönelik alınacak tedbirler, planlarda yapılacak tadilatla ilgili teklifler iç ve dış tehdide müdahalede ihtiyaç duyulacak kuvvet miktarı görüşülecektir. Arz ederim.

ÇARE: MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİ

Orgeneral Çetin Doğan: Tamam, teşekkür ederim. Şimdi bu konunun görüşülmesine geçmeden evvel birkaç şey söylemek istiyorum. Onu hızla geçelim. Şimdi arkadaşlar, bu bir jenerik senaryo ama günümüzdeki gelişmelerle bir paralellik taşıyor. Eee, olasılığı en yüksek tehlikeli bir senaryo olarak öngördüğümüz konuda kısaca burada anlatıldı ayrıntılı olarak. Evet, içteki birlik bütünlüğü nasıl sağlayacağız, arkadaşlarımız bu konuyu işte gündeme getirdiler. Milli birliğin ve beraberliğin oluşmasında evvela inandırıcı milli birliği sağlayıcı bir hükümetin varlığı ile olur. Dini öne çıkartan, ümmet anlayışını öne çıkartan milli birliğimiz hiçbir zaman sağlanmaz. İnsanların dini inançları farklı farklıdır. Bu eski ümmet Osmanlı döneminde din adına, gaza yapma adına savaşlar vardı. Eski dönemlerde bütün ulusları 7 yıl, 40 yıl, 100 yıl savaşlarına falan soktular ama şimdiki dönemde ulusal çıkarlarımız ulus-devlet olmanın özelliğinden dolayı ulusal birliğimizde ilk Atatürk'ün o sözü ulusal birliğimizi öne çıkartır. Bunun için de her şeyden önce evet, hükümetin ve meclisin kendisine çekidüzen verdirici, ben onu söyleyeceğim şeyde Genelkurmay Başkanı'na Kuvvet Komutanı'na diyeceğim ki siz Meclis'i ve Hükümeti uyana bu gidişe dur deyici bir ültimatom verin gerekirse. Gerekirse çağırın 'bu işin sonu boktur' işte sonunuz böyledir. Bu konuda gerekli tertip ve tedbirleri alın. Evvela ulusal birliğimizin evvela inandırıcı bir milli mutabakat, buraya öyle yazmışım. Milli Mutabakat Hükümeti kurulması sureti ile halkın tasvip edeceği tarafsız bağımsız daha tek...edeceği bu kadar gaile içinde ülkeyi daha sonra bütün bu gailelerden sonra seçime götürecek bir hükümetin kurulması en önemli birinci... bu tabii, bu öngördüğümüz senaryonun içerisinde öngördüğüm bir çözüm tarzı hani bugün de gidip onu şu anda yapın diye gideceğim yok yanlış da anlamayın. Bizim yaptığımız tekliflerimiz vardır. 0 teklifleri de şimdi sizlerle paylaşmak istemem. Neyse ama böyle bir konuda ortaya konacak tavır ve davranış budur.

210 BİN KIŞI DİRENEBİLİR

Albay Yalçın (15. Kolordu Harekât ve Eğitim Şube Müdürü): Sayın Komutanım, takdimi perde sunudan takdim planına göre 25 dakikalık süre içerisinde gizlilik derecesinde arz edeceğim. Ordu geri bölgesindeki İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Yalova, Bursa, Balıkesir ve Bilecik illerinde toplam 16 milyondur.

Ordu geri bölgesinde irticai yıkıcı ve bölücü faaliyetler açısından en riskli olan İstanbul'da aşın sağ, bölücü ve aşın sol terör örgütleri ve gruplarının toplam 180 ila 210 bin arasında bir kitleyi amaçlan doğrultusunda etkileyebileceği, yağma, gösteri, yürüyüş gibi toplumsal olaylarda kullanabileceği, bu örgütlerin sayılan tam olarak tespit edilemeyen militanlarıyla sabotaj ve bombalama, suikast gibi silahlı eylemlerde bulunabileceği değerlendirilmektedir.

- Kritik bölgeler ve mukavemet etmesi beklenen kişiler kontrol altına alınacak her türlü mukavemet kesin bir kararlılıkla kırılacaktır.

- Planın istihbarat amaçlan içinde yer alan, kuruluş amaçlan dışında çalışan veya faaliyetlere devam etmesinde sakınca görülen demek, sendika ve meslek kuruluşlarıyla bunların yan örgütlerinin faaliyetleri üst komutanlık emirleri doğrultusunda durdurulacaktır.

- Geçmişte irticai, yıkıcı ve bölücü faaliyetlere katıldığı tespit edilen şahıslar gözaltına alınacaktır.

- irticai yıkıcı ve bölücü faaliyetleri desteklediği bilinen sıkıyönetim bildirilerine uymayan çeşitli yolsuzluklara adı karışmış kamu personeli yerine güvenilir, liyakatli, sivil veya emekli olmuş personel görevlendirilecektir.

- Valilik, belediye başkanlığı, televizyon stüdyosu radyo evleri gibi binaların emniyeti sağlanacak, giriş ve çıkışlar kontrol altına alınacaktır. Planın istihbarat ekinde belirtilen irticai, yıkıcı ve bölücü faaliyetleri desteklediği bilinen yayın organlarının yayını ve dağıtımı durdurulacaktır.

BİZE 12 EYLÜL LAZIM

Korgeneral Ergin Saygun (1 Kolordu Komutanı): Komutanım, ben evvela müsaade ederseniz şu konuyu vurgulamak istiyorum. Bu bir EMASYA değildir. Bu bir devletin bekasıyla ilgili bir şey. Rejimin devamı ile ilgili bir şeydir. Bu bakımdan diğer kuvvetlere mensup bölgemizdeki kurum ve kuruluşların da bu yaklaşım içinde olması ve bu yapılacak bütün planlamada yer alması, bilfiil görev alması gerekir.

(ismi belli değil): Şimdi bu ülkede gerçek vatanseverler ne yapacak yani şimdi onların karşısında bir kitle de yani onlar nasıl silahlanmışsa buna karşı bundan evvelki olduğu gibi onlara karşı bir harekât icra edilince yeni bir oluşum ortaya çıkacak yani. Buna silahlı kuvvetler müdahale mi edecek yoksa teşvik mi edecek yani bu oluşum içinde ülkenin yüzde oy potansiyeline baktığımızda ortaya çıkan irticai tablonun karşısında da %80'e yakın bir rakam var. Yani bunların da örgütlenmesi halinde, organize olması halinde, irticai unsurlara karşı yapılabilecek karşı bir harekâtın da olabileceğini göz ardı etmemek lazım. 1. Tugay komutanımızın söylediği konu aslında 12 Eylül öncesinde ülke yangın yerine dönmüş her gün 50 tane insan ölüyordu. Sağ sol birbirine girmişti. Ama bir 12 Eylül darbesi bütün bunların hepsini ortadan kaldırdı. O ülke sütliman haline geldi. E şimdi böyle bir tehdidin ortadan kaldırılması için fazla uğraşa gerek yok. Yani kuvvetleri sağa sola göndermenin bana göre yapılacak en kolay harekât tarzı bir 12 Eylül gibi harekâtın baştan itibaren organize edilmek suretiyle bir anda söndürülmesi imkân sağlar diye düşünüyorum. Burada tabii, burada söylemek istemedik ama sonunda bunu vurgulamaya çalışıyoruz. Bundan sonraki konuşmalarda da dikkate alın...

İDRİS GÜLLÜCE'NİN YERİNE

Tuğgeneral Varol (2. Zırhlı Tugay Komutanı): Tugayın sorumluluk bölgesi Maltepe, Kartal Pendik Tuzla ve Sultanbeyli ilçelerini kapsamaktadır. Tuzla Belediye Başkanı idris Güllüce ve Sultanbeyli Belediye Başkanı Yahya Karakaya yerine tespit edilen personelle değiştirilecek.

FENERBAHÇE STADYUMU TOPLAMA YERİ

Albay Memiş (23. Motorlu Piyade Alay Komutanı): Komutanım, harekâtın 3. safhasında geçmişte irticai yıkıcı bölücü faaliyetlere karıştıkları tespit edilen şahıslar gözaltına alınacaktır. Gözaltına alınan ve tutuklananlar başlangıçta Üsküdar bölgesinde Burhan Felek Spor Tesisleri'nde Ümraniye'de NETAŞ misafirhanesinde, Kadıköy'de Fenerbahçe Stadyumu'nda toplanacak, bilahare sorgulanmak üzere Ümraniye Cezaevi'ne götürülecek jandarma ve polis sorgulama timleri vasıtasıyla sorgulanacaktır.

HALKA KARŞI ACIMASIZ OLMALIYIZ

Gafur Paşa (Soy ismi ve rütbesi belirtilmemiş): Komutanım, seçimlerden sonra gazetelerde şöyle bir haber geçti kırıntı gibi bilmiyorum. Arkadaşlardan da okuyan var mı ben okudum Tayyip'i tebliğe gidenlerin arasında çok sayıda emniyet mensubunun olduğu. Komutanım, valiler toplantısında kararnameden sonra İçişleri Bakanlığı'ndaki toplantıyı biz basına yansıyan kadarıyla namaz kılma olayları bu kadrolaşma Abdülkadir Aksu'nun bilinen şeyler zanet.

Metin Yavuz Yalçın (52. Zırt* Tümen Komutanı): Ben 2. ve 5. Kolordu Komutanlığımdan yeterli emniyet tedbirlerini alabilecek bütün birliklerimi oraya görevlendiririm. Onun dışındakilerin tamamını buraya getiririm. İstanbul'un üzerine çökerim. Ve belediye başkanıymış, yok ondan sonra savcıymış, hâkimmiş, kaymakammış, bu konuya olumsuz bakan tablolarda yer alan insanları gerekirse belediye başkanlıkları komutanları o görev de uhdesinde olacak şekilde görevlendirmek suretiyle ve ağır bir baskı ve biraz evvel ifade ettiği gibi. Ben tabii komutan arkadaşıma katılıyorum ama bir yerde de hani karşımıza halkı almak meselesi ayrı, bunlar kararlarını vermişlerdir. Bu ülkeyi bölecek parçalayacaklardır ve ülkeyi başka bir rejimin içerisine taşıyacaktır. Böyle kararlı olan bir halka karşı da acımasızca hareket etmek bizim görevimizdir.

HALK DENİZDİR BİZ BALIK

Çetin Doğan (Kapanış Konuşması): İçeride yapacağımız güvenlik harekâtının klasik bir EMASYA harekâtı olmayacağını bütün arkadaşlarım burada yapraklan takdimlerle ortaya koydular. Klasik EMASYA anlayışından mutlaka çıkılacak ama bunun anlamı halka gereksiz yere kuvvet kullanma, o halkın yaşantısını daha da bozma gibi olmayacak. Halkı kendi etrafımızda toparlayarak, daha evvel söylediğim gibi sivil toplum kuruluşlarını, üniversiteleri Türk Silahlı Kuvvetleri'yle bütünleştirerek bunun üstesinden gelmek zorundayız.

Mao'nun dediği gibi halk denizdir, biz balığız demiştir komünist rejimini yerleştirmek için. Biz ama laik demokratik Cumhuriyet'in sahipleri ve bekçileri aynı düşünceyi halkın deniz olduğunu laik demokratik Cumhuriyet'in bekçilerinin de balık olduğunu ve bu deniz içerisinde, bu su içerisinde yaşama koşulunun halkımızın desteğine mutlaka sahip olmamız gerektiğini de asla unutamayacağız. Ve şu anda halkımızın desteği çok yüksektir ve bu desteği yıpratacak adımlar atılmasına, içimizden başka türlü sesler çıkmasına mani olacağız. Onun için de bölgedeki sıkıyönetim planlamalarını yeni baştan daha radikal tertip ve tedbirlerle ama yeterli gücü bölgede bulundurarak, bundan amaç şu; bütün güçleri kullanmak değil varlığıyla caydırıcılık esastır."

Kaynak: Taraf

 


Anasayfa // balyoz // Ak Parti'yi Bitirmek İçin Ülke Ekonomisini Batıracaklardı!

ÜLKE BÖYLE BATIRILACAKTI

Darbe ortamı hazırlamak için Balyoz cuntası şeytanın aklına gelmeyecek planlar hazırlamış. AKP'yi bitirmek için ülke ekonomisi batırılacaktı ve daha neler neler...

Ordu içindeki "üst rütbeli" cuntanın hazırladığı Balyoz darbe planından: "TSK haricindeki dost unsurlar tarafından yapılacak ekonomik operasyonlarla hem ulusal hem de uluslararası ortamda ülke ekonomik darboğaza sürüklenerek, AKP hükümetine karşı büyük çaplı toplumsal gösteriler için zemin hazırlanacak ve koordine edilecek. Sürekli irticai faaliyetler ile ilgili haberler, öğrenci olayları, artan şehit cenazeleri, ekonomik bunalım, faili meçhule eylemlerle sokaklara dökülmüş halk temaları sürekli işlenerek, halkın en güvendiği kurum olan TSK'dan gereğini beklediği yönünde kamuoyu yönlendirme çalışmaları yapılacaktır."

Kaynak: Taraf

 

EDİTÖR:Planda yer alan hazırlıkların çoğu 2003'den bu yana yaşandı.Şu an ki süreçte dahi Türkiye ekonomisi galobal krizden en az etkilenen ve krizi en karlı olarak atlatacak ekonomiler arasında gösterilmesine rağmen içimizdeki kendini çok bilmiş sanan hatta dünyanın en bilinmiş ekonomi uzmanlarından dahi zeki sanan zevat batıyoruz,çöküyoruz gibi söylemlerle halkı panikletmekte,hükümetin başarı olarak yönettiği bu süreci başarısız gibi gösterme gayreti gütmektedir.Diğer maddeler geçmişi süzgeçten geçiren herkes için hatırlanacak türden.Sinagog,HCPS bombalama olaylarının bu plan çerçevesinde yürütüldüğü El Kaide ile iş birliği yapılacağına dair ifşaatlardan ortaya çıkıyor..

<_script />changeTarget(document.getElementById("news_content"))<_script />

Anasayfa // balyoz // Balyoz!PKK ve El Kaide İle İş Birliği Yapılacaktı

CUNTANIN UMUDU EL KAİDE

Balyoz planında dehşet bölüm! PKK ve El Kaide'yle işbirliği yapılmış. Öyle ifadeler var ki 2003'teki bombalamanın cuntanın işi olduğunu düşündürüyor.

El Kaide'den eş zamanlı eylem

Balyoz Harekatı'nın "icra" safhasında yapılması öngörülenler arasındaki ilk eylem tarifi aynen şöyle:

"Bölücü Terör Örgütü ve El Kaide'inn büyük şehirlerde özellikle İstanbul'da eş zamanlı büyük eylemleri ve anılan eylemler sonrasında icra edilecek, Sivil Toplum Kuruluşu ve üniversiteler ile koordine ederek yönlendireceğimiz çok geniş katılımlı toplumsal gösteriler ve eylemler neticesinde oluşan kaos ve karmaşa nedeniyle öncelikle olağanüstü hal ve sonrasında sıkıyönetim ilan edilecek."

Bu irkiltici ifade, ordu içinde PKK ve El Kaide'nin eylemlerine sadece "araç" değil "garanti" gözüyle bakan, bu eylemleri kışkırtma ya da örgütleme gücüne sahip olduğunu düşündüren bir grubun varlığına işaret ediyor.

El Kaide'nin, Balyoz Planı'nın masaya yatırılmasından dokuz ay sonra İstanbul'da tam da plandaki ifadesiyle "eş zamanlı büyük eylemler" gerçekleştirmiş olması, HSBC, İngiliz Konsolosluğu ve sinagog saldırılarının hafızalarımızdaki dehşetini daha da arttırıyor.

 

Kaynak: Taraf

<_script />changeTarget(document.getElementById("news_content"))<_script />

Anasayfa // balyoz // Camileri Bombalamayı Planlıyan Soysuzlara Tepki Yağıyor

Balyoz Başlarında Patladı!
Camilerin bombalanması, Türk jetinin düşürülmesini öngören Balyoz planına toplumun çok farklı kesimlerinden şiddetli tepkiler geliyor.
Toplumun farklı kesimlerinin ortak bir nefretle kınadığı plan, camilerin bombalanmasından savaş çıkarmaya kadar bir dizi karanlık eylemi içeriyor. Sivil toplum kuruluşları bu planı protesto etmek üzere sokağa çıkıyor. Sivil örgütler, Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu öncülüğünde Taksim'de toplanarak, cuntacılara karşı sesini yükseltecek. Sivil örgütler, cumartesi günü saat 15.00'te Beyoğlu Tünel'de buluşacak, oradan Galatasaray Meydanı'na yürüyecek.

Eylemin organizatörlerinden Şenol Karakaş, bugüne kadar yapılan tüm darbeler ve ortaya çıkan darbe planlarının sorumlularının yargılanmasını talep ettiklerini söyledi. Karakaş, "Balyoz planının ortaya çıkması ile birlikte bütün taleplerimizde daha ısrarlı olacağız. Bu plan tepkimizin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ortaya çıkardı." dedi. Sivil vesayet, sivil darbe ve sivil faşizm gibi kavramlar üzerinden hükümete yapılan saldırılara da dikkat çeken Karakaş, "Sivil vesayet, sivil darbe ve sivil faşizm gibi ahkâm kesenler aslında darbeye zemin hazırlayan Ergenekoncuların kuklasıdır. Eylemimizde bunları da dile getireceğiz." şeklinde konuştu.

Derhal soruşturma başlatılmalı

Eski Yargıtay Savcısı Ahmet Gündel: Bugün itibarıyla Taraf Gazetesi'nde yayınlanan bu haber suç ihbarıdır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bunu ihbar olarak kabul etmeli ve soruşturma işlemlerini başlatmalı. Yapılan soruşturma kapsamında eğer planların Ergenekon ile bağlantısı tespit edilirse dosya İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmeli. Ya da başlı başına bir eylem planı olduğuna kanaat getirirse kendi soruşturma başlatmalı ve ivedilikle sonuçlandırmalıdır. Aksi takdirde bu tür iddialar diğerlerinde olduğu gibi havada kalır ve inandırıcılığını yitirir. Belgelerin içeriği Kafes ve AK Parti'yi bitirme eylem planlarında olduğu gibi çok vahimdir.

Meclis iddiaları araştırılmalı

Avukat Emekli Hakim Albay Ümit Kardaş: Savcıların derhal belgelerin orjinalini istemesi ve soruşturma başlatması gerekir. Bu tür iddialar sadece yargının altından kalkabileceği bir şey değil, Parlamento'nun da Meclis araştırma komisyonu kurarak, darbe girişimlerini soruşturması gerekiyor. Bu deliller doğruysa soruşturmanın kapsamı genişletilerek azmettiricilerine ulaşılmalı. Silahlı kuvvetlerin denetiminin parlamento üzerinden hükümet tarafından nasıl yapılması gerektiği konusunda artık düşünülme zamanıdır. Milli Savunma Bakanlığı'nın güçlendirilmesi, Genelkurmay'ın Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanması, kamuoyu tarafından denetlenmesi, şeffaf ve hesap verebilir hale getirilmesi gerekiyor.

Milyonlarca insan sokağa çıkmalı

Genç Siviller sözcüsü Turgay Oğur: Parlamento'nun oturup bu işe el koyması lazım. Bu belgeleri tek tek inceleyecek bir komisyon kurulmalı ve geçmişe dönük ne kadar kişi varsa hepsi yargılanmalı. Bunlar dedikodu, gazete yazısı, söylenti olmaktan çıkmalı. Türkiye'nin en önemli işi bu olmalı. Milyonlarca insan bunlara tepki koymazsa bu planlar daha çok yapılacak. Bunu başkalarına havale etmeyelim, bu bizim sorumluluğumuz aslında. Bu plan çok detaylı, çok ayrıntılı, çok gözü kara ve çok acımasız. Bunlar o kadar sıradanlaştı ki... Bu bir körlük yaratıyor, bundan kurtulmak lazım.

Olumlu tarafı hayata geçmemesi

Vatan Gazetesi yazarı Ruşen Çakır: Planlara baktığımız zaman Fatih Camii'nin bombalanması gibi çok önemli provokasyonlar olduğunu görüyoruz. Planlar yapıldığını, ancak hayata geçirilemediğini görüyoruz. Niye hayata geçirilemiyor? Burada bilgi yok. Ordu içinde darbe planları yapanların olduğu ancak üst kademelerin bunu engellediği ortaya çıkıyor. Bu da olayın olumlu tarafı.

Gayrimeşru projelerle çalışıyorlar

Eski Demokrat Parti Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan: Gayrimeşru projelerle Türkiye'yi bir kaos ortamına sürükleyerek hükümeti görevden uzaklaştırmak için çalıştıkları görülüyor. Daha sonra cumhurbaşkanını seçtirmemek için bu hareketler hız kazandı. Maalesef geldiğimiz noktada o dönemde TSK'da görevde olanların, kanuni olmayan faaliyetler içinde bulunduğu ortaya çıktı.

Yüzkarası, kanım dondu

Emekli Yarbay Tevfik Diker: Darbelere ve cuntalara karşıyım. Bu planları yapanları şiddetle ve nefretle kınıyorum. 72 milyonun el ele olması lazım. Türkiye'nin yüz karasıdır. Yargı derhal hesap sormalıdır. Darbecilerinde cuntacıların TSK'da hâlâ uzantıları varsa Genelkurmay Başkanı gereğini yapmalıdır. Cami yakılması, uçak düşürülmesi gibi planları okudukça kanım donuyor. Hükümet, iktidar, sivil toplum, halk yargıya destek olmalıdır. Destek ortamı uzun ve kalıcı olmalı. Yargının arkasında psikolojik destek olması çok önemli. Bu çağda bu tür haberlerle karşılaşmak tüylerimi ürpertiyor.



Ülkenin huzuruna 'Balyoz' indirmeyi hedefleyen plan Türkiye'yi ayağa kaldırdı





Bu ihanet cezasız kalmamalı

Hukukçular Birliği Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Kılıçkaya: Söz konusu planı hazırlayan TSK mensupları açıkça Türkiye'ye ihaneti planlamışlar. Bu plan, bir vatana, millete ihanet planıdır. Darbe planını yapan generaller ve subayların çağın çok gerisinde kaldıkları, cumhuriyeti, demokrasiyi, hukuk devletinin ne olduğunu hiç anlamadıkları görülüyor. Üzülerek belirtmek gerekir ki bu generaller ve subayların bir kısmı emekli olmakla birlikte bir kısmı halen TSK yöneticileri. Bunlar çekinmeden kendi halkının kanını dökmeyi planlıyor.

Darbelerin konuşulması hoş değil

AK Parti Denizli Milletvekili ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi Mithat Ekici: Türkiye'de artık darbelerin konuşulması hoş değil. Darbe özlemi çekenler olabilir. Buna milletimizin sağduyusu, demokrasi ve insan haklarındaki gelişmeler engel olacaktır. Türkiye artık dünya lideri olma yolundadır. Darbeye çanak tutan kesimler var. Bunlar basında, siyasiler ve entelektüeller arasında da bulunuyor. Bazı kişilerin elinden, bazı yetkiler gidiyor. Ayaklarının altındaki halı kayıyor. Kimse iyi pozisyonunun bozulmasını istemiyor.

12 Eylül'de kan gölü vardı

Emekli Deniz Hakim Albay Ahmet Cengiz Tangören: Bu raporda bilhassa psikolojik harekât olarak önceden kamuoyunun darbeye hazırlanması söz konusu. 12 Eylül öncesi her gün kan gölüne dönen bir Türkiye vardı. 12 Eylül'den önce işyerleri kurşunlanıyordu, herkes öldürülüyordu. Nasıl ki 12 Eylül oldu bıçak keser gibi olaylar bitti. Vatandaş, "Sıkıyönetim geldi, hayat bulduk" diyordu. Halkın psikolojik olarak hazırlanmasına yönelik birtakım tavırlar oluyordu. Balyoz'u da bu şekilde değerlendiriyorum.

Sivil irade olaya el koymalı

Adaleti Savunanlar Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan: Hukukta 'makul şüphe' kavramı vardır. Akla uygun şüphe varsa hukukçuların olaya müdahale etme imkanı vardır. Türkiye'de 4 başarılı darbe, 3 başarısız muhtıra var. TSK'nın böyle bir özgeçmişinin olması makul şüpheyi haklı gösterir. Bu nedenle burada ciddi bir hukuki operasyon yapılması gerekiyor. Böyle durumlarda yapılması gereken bunun MGK'ya getirilmesi ve bu konuyla ilgili ciddi bir şekilde sivil iradenin olayı ele alması lazım.

CHP, savcıları göreve çağırdı

CHP, Balyoz Planı'yla ilgili yargının harekete geçmesini istedi. Parti sözcüsü Mustafa Özyürek, iddiaların vahim olduğunu dile getirdi. Ancak darbe yapmak için cami bombalamaya ve insanları öldürmeye ihtiyaç duyulacağını düşünmediğini söyledi. Özyürek, savcıların haberi ihbar kabul ederek, gerekli incelemeleri başlatmaları gerektiğini vurguladı. Özyürek, yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "Ülke gündeminin sürekli darbe iddiaları ile meşgul edilmesi doğru değil. CHP, her zaman darbe karşıtıdır. Böyle bir girişim varsa buna kalkışanların cezalandırılmasından yanayız. Ancak Türk Silahlı Kuvvetleri'nin neticelenmeyen iddialarla yıpratılması da yanlıştır." Özyürek, bu tür belgelerin savcılardan önce basına verilmesini de eleştirdi.

Anasayfa // balyoz // BALYOZ!Darbe Sürecinde Tutuklanacak Gazetecilerin Listesi

Tutuklanacak gazetecilerin listesi

Milletin kanını akıtmayı planlayan Balyoz cuntası, darbeden sonra 36 gazeteciyi tutuklayacaktı. İşte o isimler...

Düşmanın bile akıl edemeyeceği bir şekilde kendi milletinin kanını akıtmayı planlayan Balyoz cuntası 36 gazetecinin tutuklanmasını istemiş.

1. Ordu Komutanı Çetin Doğan tarafından hazırlanan darbe planında gazetecilere ilişkin ayrıntılar da yer alıyor. Gazetecileri iki gruba ayıran cunta, tutuklanacak 36 gazetecinin ismini sayarken, 137 gazeteciden de faydalanmayı umuyor.

İŞTE CUNTANIN TUTUKLAMAYI DÜŞÜNDÜĞÜ 36 GAZETECİ:

Abdullah Aymaz
Abdullah Yıldız
Abdurrahman Dilipak
Ahmet Altan
Ahmet Taşgetiren
Akif Emre
Ali Bayramoğlu
Ali İhsan Karahasanoğlu
Cengiz Çandar
Ekrem Dumanlı
Emre Aköz
Etyen Mahçupyan
Fehmi Koru
Gülay Göktürk
Haluk Örgün
Hasan Celal Güzel
Hasan Karakaya
Hidayet Karaca
Hrant Dink
Hüseyin Gülerce
Kazım Güleçyüz
Mehmet Altan
Mehmet Ocaktan
Murat Belge
Mustafa Erdoğan
Mustafa Kaplan
Mustafa Karaalioğlu
Nazlı Ilıcak
Nuh Gönültaş
Perihan Mağden
Sadık Albayrak
Serdar Arseven
Sibel Eraslan
Umur Talu
Yavuz Bahadıroğlu


Anasayfa // balyoz // BALYOZ!İşbirliği Yapılacak Cunta Güdümlü Gazetecilerin Listesi

İşte işbirliği yapılacak gazeteciler

Org. Çetin Doğan'ın başında bulunduğu Balyoz cuntası 137 gazeteciyle de işbirliği yapacaktı. İşte o isimler...

Orgeneral Çetin Doğan'ın başında bulunduğu Balyoz cuntasının hazırladığı darbe planında 137 gazeteciden "faydalanılması" hedefleniyor.

İŞTE CUNTANIN 'İŞBİRLİĞİ' YAPMAYI PLANLADIĞI O 137 GAZETECİ:

Abbas Güçlü
Adnan Bulut
Ali Baransel
Ali Can Değer
Ali Kırca
Ali Sirmen
Alper Turgut
Altemur Kılıç
Arslan Bulut
Ayşe Nur Bulut
Ayşe Nur Arslan
Ayşe Özgün
Baki Şehirlioğlu
Behiç Kılıç
Bekir Coşkun
Bülent Özdemir
Can Ataklı
Cem Aydın
Cüneyt Arcayürek
Coşkun Kırca
Emin Çölaşan
Enis Berberoğlu
Erdal Güven
Erdal Şafak
Erdem Arif Sürek
Ergun Ayaz
Erol Manisalı
Erol Mütercimler
Ertuğrul Özkök
Esin Dalay
Faruk Kırtay
Fatih Altaylı
Fatih Çekirge
Fikret Bila
Filiz Güler
Gül Sülün
Güler Kömürcü
Gündüz Aktan
Güneri Civaoğlu
Güngör Mengi
H. İbrahim Büyükfuran
Hakan Aygün
Haluk Şahin
Hasan Pulur
Hasan Ünal
Hayati Arıgan
Hayrullah Mahmud
Hikmet Bila
Hulki Cevizoğlu
İbrahim Yıldız
İclal Aydın
İlhan Selçuk
İlker Sarıer
İsmail Küçükkaya
İsmail Polat
İsrail K. Kumbasar
Kadri Gürsel
Kemal Yavuz
Kemal Yurteri
Kerim Can Kamal
Levent Gençelli
Leyla Umar
Mehmet Ali Kışlalı
Mehmet Faraç
Mehmet Güler
Mehmet Soysal
Mehmet Şehirli
Mehmet Tezkan
Mehmet Yakup Yılmaz
Melih Aşık
Metehan Demir
Metin Uca
Mine Kırıkkanat
Mine Şenocaklı
Muharrem Sarıkaya
Murat Çelik
Murat Demirel
Murat Yetkin
Mustafa Bağdiken
Mustafa Balbay
Mustafa Mutlu
Mümtaz Soysal
N. Oktay Apaydın
Nail Güreli
Namık Kemal Zeybek
Necati Doğru
Necdet Sevinç
Nejdet Coşkun
Nuray Başaran
Nuri Çolakoğlu
Nuri Elibol
Nuri Sefa Erdem
Oktay Ekşi
Olga Ünaydın
Orhan Birgit
Orhan Saat
Özdemir İnce
Rahmi Turan
Rıza Zelyut
Ruhat Mengi
Ruşen Çakır
Sabahattin Önbikar
Saygı Öztürk
Sedat Ergin
Sefer Darıcı
Serdar Akinan
Serhar Alaattinoğlu
Soner Yalçın
Sultan Uçar
Süheyl Batum
Süleyman Arat
Şenol Demirci
Şükran Pakkan
Şükrü Küçükşahin
Taki Doğan
Taşkın Şenol
Tayfun Devecioğlu
Taylan Sorgun
Tufan Türenç
Tuncay Özkan
Ufuk Büyükçelebi
Ugur Cebeci
Uğur Dündar
Uğur Şefkat
Ümit Özdag
Ümit Zileli
Ünal İnanç
Yalçın Bayer
Yalçın Bel
Yaşar Nuri Öztürk
Yavuz Gökalp Yıldız
Yazgülü Aldoğan
Yılmaz Özdil
Yücel Yener
Zafer Mutlu
Zafer Tokuş
Zekeriya Beyaz
Zübeyir Kındıra


Anasayfa // balyoz // Camileri Bombalamak Cunhuriyeti Koruma Göreviymiş!!

ŞOK! Camiyi bombalamak göreviymiş!

Camiyi bombalamak, cumhuriyeti koruma ve kollama göreviymiş! Balyoz darbe planında imzası bulunduğu belirtilen dönemin 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan'dan şok sözler...

Taraf gazetesinin yayımladığı “Balyoz Güvenlik Harekât Planı”nda imzası bulunduğu belirtilen dönemin 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan, www.t24.com.tr için yaptığı açıklamada, “iç tehdit olarak değerlendirilen bölücü ve irticai gelişmelerin EMASYA (emniyet ve asayiş) planları çerçevesinde elbette ele alındığını” ifade etti.

Söz konusu plan ve senaryoların “Cumhuriyeti koruma ve kollama görevinin gereği olarak hazırlandığını” kaydeden Doğan, “işlenecek konular ve senaryoların önceden üst komutanlara bildirilmesinin esas olduğunu” vurguladı. Doğan, söz konusu planların ele alındığı harp oyunları ve seminerlere genelkurmay başkanları, kuvvet komutanları, ordu komutanları ve beraberlerinde getirdikleri general ve subayların “gözlemci” olarak katıldığının da altını çizdi.

Emekli Orgeneral Çetin Doğan, “harp oyunları ve seminerlere görevleri nedeniyle katılamayan komutanların mutlaka kendilerini temsil edecek üst rütbeli bir general görevlendirdiklerine” işaret etti.

Taraf'ta yayımlanan dosyada “Balyoz Sıkıyönetim Komutanı” olarak geçen emekli Orgeneral Doğan'ın www.t24.com.tr'ye yaptığı açıklama şöyle:

“Taraf gazetesinde çıkan haberle ilgili düşünce ve görüşlerimi şimdilik özet olarak size aktarayım:

TSK'lerinde her kademede mevcut planları gözden geçirmek üzere Harp Oyunu, Plan Tatbikatı ve Seminerler yapılması doğal bir uygulamadır.

Ordu Komutanlığı yaptığım 1999-2003 yıllarında (önce Ege Or.K.lığı bilahare 1nci Or.K.lığı) elbette Ordu Harp Oyunları ve Seminerler düzenlenmiş ve bu etkinliklere Ordu Komutanlığı bünyesinde görevli subay ve generaller katıldığı gibi KKK ve Gnkur. Başkanları ve beraberindeki getirdikleri general ve subaylar gözlemci olarak katılmışlardır.

Görev nedeniyle bu komutanların katılamadığı etkinliklere mutlaka kendilerini temsilen bir üst rütbeli generalin görevlendirilmesi rutin bir uygulamadır. Harp oyunu ve seminerde işlenecek konular ve senaryoların daha önceden üst komutanlara bildirilmesi esastır. Seminer ve harp oyunlarında birliğin mevcut tehditlere karşı kuvvet yapısı ve planların yeterliliği irdelenir.

TSK'nın, nitelikleri anayasada yazılı Türkiye Cumhuriyeti'ni her türlü dış ve iç tehditlere karşı koruma ve kollama görevi bulunmaktadır. İç tehdide karşı koruma görevi kapsamında TSK'nın her kademesinde elbette planları vardır. Bununla ilgili olarak Gnkur. Hrk. Başkanlığım döneminde İçişleri Bakanlığı ile protokol da imzalanmıştır.

İç tehdit sadece bölücü tehdidi değil, irticai tehdidi de kapsar. Bu kapsamda EMASYA (Emniyet ve Asayiş) planları seminerlerde elbette ele alınmıştır.

Silahlı kuvvetlerin eski bir mensubu olarak daima meşru bir zeminde bulundum. Şahsıma yönelik çirkin bir iftira kampanyasında bulunanların asıl hedeflerinin ben değil TSK olduğunu biliyorum. Halen Ergenokon savcılarını mahkemeye verdim. Dava süreci devam ettiği için bu konuya girmek istemiyorum.”

Çetin Doğan'ın Ergenekon konusundaki görüşleri

Emekli Orgeneral Çetin Doğan, Maya dergisinin 20 Aralık 2009'da yayımlanan sayısında, “Ülkemizi gerçekten kaosa dönüştüren 'Açılımı' bir tarafa bırakırsak, son iki yıldır seri dalgalar halinde gözaltıları, sorgulamaları, tutuklamaları ve yargı süreci devam eden Ergenekon davasını da kamuoyunun dikkatlerini başka taraflara çekme girişimi olarak mı görüyorsunuz” sorusuna şu yanıtı vermişti:

Ergenokon Örgütü'nün varlığı henüz kanıtlanmamış olmakla beraber, ülkemizde belli çevrelerin günah keçisi olduğu, iktidarın elinin sıkıştığı zamanlarda spekülatif yeni bir iddia üretilerek, ülke gündemine oturtulduğu görülmektedir. Son zamanlarda “Açılımın” yükünden sıyırtmak için ortaya atılan iddialar, tehlikeli ve iğrenç bir boyuta ulaşmış bulunmaktadır. Tokat'ın Reşadiye İlçesi'nde şehit edilen 7 askerimizle, 1993 yılında 33 erin Bingöl kırsalında şehit edilmelerinin “ERGENEKON” ile bağlantı kurulmaya yeltenilmesi konuya “tüy dikmiştir” diyebiliriz.

Kamuoyunda Ergenekon konusunda neredeyse söylenmemiş söz, yapılmamış yorum yok gibi. “Davanın” üzerinde pek durulmayan sadece dış boyutu. Ülkemizde gündeme oturan her konu gibi Ergenekon'un da bir “ithal ürünü” olup olmadığını tartışılmasının yararlı olacağını düşünüyorum. Bu tartışmanın açılması yolunda birkaç ipucunu sergilemek isterim. Bilmem geçtiğimiz yıl (2008) sonlarına doğru, Alexsandr Dugin ile bağlantılı olarak; “Yoksa Ergenekon Rus İcadı mı?” türünden haberlerin basında yer aldığını hatırlıyor musunuz?

Alexandr Dugin, Putin'in dostu, Avrasya olgusunun ateşli bir savunucusu ve bu nedenle de ABD'nde 2008 sonuna kadar işbaşında olan Neo-Con'cuların düşmanlığını üzerine çeken bir filozof. Dugin, 2003 yılndan itibaren Türkiye'ye gelerek başta İşçi partisi olmak üzere bazı aydınlarımızın desteklediği bir seri konferanslar vermişti. Ülkemizdeki bazı çevrelerin “yarana yaranmak kavliyle” ülkemizdeki Avrasyacılar'ın üzerine gidilmesinde etkileri olmuş mudur acaba, demekten kendimi alamıyorum.

Soru üzerinde sizin de bir parça kafa yormanız için belirteyim: Alexandr Dugin ile el sıkıp kendisini destekleyen, kendisine üniversite kapılarını açan, ne parti lideri, ne üniversite rektörü, içeri alınmaktan kendisini kurtaramadı. Sahi bir de sahibinin içeride olduğu “Avrasya Tv.” var.


Anasayfa // balyoz // BALYOZ!Darbeden Sonra Türkçe Ezan Geri Getirilecekti

Bu da Türkçe ezan planı...

Darbeden sonra Türkçe ezanı geri getirmeyi planlayan Balyoz cuntasının ırkçı yüzü de deşifre oldu. İşte o bölüm...

Orgeneral Çetin Doğan başkanlığındaki cunta Türkçe ezanı geri getirecekti. Balyoz'un öngördüğü yeniden yapılanmanın son hükmü, darbe planlayanların "ırkçı" yüzünü tek bir cümlede deşifre etmeye yeterli:

"Cumhuriyetin aşındırılan tüm kazanımları tekrar yerleştirilecek, Türkçe ezan dahil tüm ulusal değerlerimiz hayata geçirilerek Arap ve Kürt unsurların Türk kültürüne verdikleri zararlar telafi edilecektir."

Kaynak: Taraf


Anasayfa // balyoz // BALYOZ!Darbeden Sonra Halktan 200 Bin Kişi Tutuklanacaktı

 

 

 

İŞTE BALYOZ'UN ŞOK DETAYLARI - 2

12 Eylül'ün model alındığı Balyoz Planı'nda benzeri görülmemiş toptan temizlik hedefleniyordu. Taraf'ın 1. sayfa ve 3 tam sayfasını ayırdığı plan tüyler ürpertici detaylar içeriyor. İşte darbe planının ayrıntıları: Halktan 200 bin tutuklama...

12 Eylül'ün model alındığı Balyoz Planı'nda benzeri görülmemiş toptan temizlik hedefleniyordu. Taraf'ın 1. sayfa ve 4 tam sayfasını ayırdığı plan tüyler ürpertici detaylar içeriyor. Çetin Doğan cuntası, darbeye direnebilecek 200 bin kişiyi Şükrü Saraçoğlu ve Burhan Felek Statları ile Ümraniye Netaş tesislerine doldurmayı planlamış. Planın maksadı, laik düzenin işlemesine mani olan sebepleri ortadan kaldırmak. Planın dört aşaması var: Hazırlık, harekat oratmının şekillendirilmesi, icra ve yeniden yapılanma.

Darbenin icra safhalarında, toprak altında gömülü mühimmatın da derhal çıkartılması isteniyor: Harekatta kullanılmak üzere idhar (yığınak) noktalarında depolanan mühimmat planlandığı şekilde dağıtılacak.

HER ŞEY BİR OYUN DEĞİLDİ

5-7 Mart 2003 tarihlerinde İstanbul Selimiye Kışlası'nda 1. Ordu'ya bağlı tüm komutanlıkların katıldığı toplantı aslında yıllık bir strateji toplantısı gibi planlanmıştı. Fakat toplantının esas gündemi 2002 Aralık ayında hazırlanan Balyoz Harekât Eylem Planındı. İşte o toplantı sırasında 1. Ordu tarafından alınan ses kaydı ve o ses kaydının 17S sayfalık dökümünden geniş bir özet

5 7 MART 2003 İSTANBUL SELİMİYE KIŞLASI

Orgeneral Çetin Doğan (1. Ordu Komutanı - Açılış konuşması): Bu plan çalışmasında yalnız şimdiye kadar olan plan çalışmalarının dışında belki de Türkiye'de ilk defa ordu çapında bizim planlarımız içerisinde yer almakla beraber ikinci plana ittiğimiz aslında günümüzdeki gelişmeleri dikkate aldığımız zaman birinci öncelikli ele almamız gereken iç tehdidi bu seminerde öne alıyoruz.

İçinde yaşadığımız koşullan hepiniz biliyorsunuz, yaşadığımız durumları ve gelişmeleri hepiniz biliyorsunuz. Ve olası en kötü senaryo derken o kötü senaryodan daha kötü senaryo ....yor aslında gelişmeler bir yönüyle bundan birkaç ay evvel öngördüğümüz senaryodan daha kötüsüne mi gidecek bilmiyorum, öyle endişe verici bazı gelişmeler de var. Bu bakımdan da bu olumsuz gelişmeler içte gelişecek olumsuz gelişmelere karşı hazırlıklı olmak için planlan gözden geçirmek ve hatta yoksa planlarımız yeni planlar üretmek durumundayız.

Şimdi iç tehdit söz konusu olduğu zaman biz doğrudan doğruya EMASYA planlarına el atıyoruz. EMASYA planlan il idaresi kanununun öngördüğü tarzda Genelkurmay'dan yapılmıştır. Hasbel kader benim dönemimde EMASYA planlan yenileştirilmiştir.

Biliyorsunuz silahlı kuvvetlere yönelik eylemlerde doğrudan doğruya il idaresi kanununa göre valinin kuvvet talebine gerek duyulmadan, bunun altını çiziyorum, yasal bir isteği söz konusu olmadan da her seviyedeki birlik komutanının resen duruma müdahale hakkını iç hizmet kanunu vermiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı alenen fesat çıkarma tahkir ve bizim normal askeri ceza kanununda suçlar kapsamına giren konularla ilgili komutan doğrudan doğruya müdahale etme, bu müdahale sonuçlarını bildirme yükümlülüğüne sahiptir ve böyle yasal bir zemin vardır.

Evet, şimdi yeni durumu incelemeye başlıyoruz. Olasılığı tehlikeli senaryonun en yüksek tehlikeli senaryonun arzı ve müteakiben durum değerlendirmeyi şey yapacağız.

Albay Süha Tanyeri (1. Ordu Kurmay Başkanı):

Komutanım, olasılığı en yüksek tehlikeli senaryoyu arz ediyorum. Yunanistan'ın karasularını 12 mile çıkarması ve bu durumun Türkiye tarafından kabul edilmemesi nedeniyle oluşan belirsizlik Ege Denizi'nde ve hava sahasında her iki devletin de kendisine ait kabul ettiği alanlarda çatışmalara sebep olmuştur. Bu olaylar sonucunda Yunanistan tarafından bir Türk F-16 savaş uçağı Ege denizi açıklarında düşürülmüş. Sakız Adası 8 mil açığında deniz kuvvetlerimize ait bir hücum bota Yunan savaş uçaklarınca taciz atışı açılmıştır. Bu gelişme ile Türk Yunan hududunda gerginlik had safhaya ulaşmıştır.

Bu gelişmeler üzerine Bakanlar Kurulu tarafından Milli Güvenlik Kurulu'nun teklifi üzerine 1. ve 2. Ordu bölgelerini kapsayacak şekilde; 2 Şubat 2003 tarihinden geçerli olmak üzere kısmî seferberlik ilanına karar verilmiştir.

Karar Resmî Gazete'de yayımlanmış ve TBMM tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiştir.

Güneydoğu Anadolu'da terör olaylarının artması Kuzey Irak'taki belirsizliğin, yerini Kürt gruplarla gerginliğe bırakması Amerika Birleşik Devletleri'nin harekât öncesi verdiği sözleri tutmaması ve bu konudaki isteksizliği ve Kopenhag zirvesi sonucunda Avrupa Birliği ve Türkiye ilişkilerinin kopma noktasına gelmesi üzerine hükümetin yeni ittifaklar arayıştan içine girmesi irticai kesimlerin İslâm devleti kurma özlemlerini fiilen harekâta geçirmiştir, özellikle Kocaeli, Adapazarı ve İstanbul'da rejim aleyhinde gösteriler düzenlenmeye başlanmıştır.

22 Şubat 2002 tarihinde İzmit'te bir grup ilköğretim okulu müdürü ve öğretmenleri çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında türban ve başörtüsü yasağını protesto etmeye yönelik kanunsuz bir gösteri yapmaya teşebbüs etmiştir. Başlangıçta yürüyüşün önlenmesi için alınan tedbirleri müteakip meydana gelen olaylar giderek büyümüş. Emniyet güçlerinin olaylara müdahale etmede gecikmiş olması bazı bölgelerde ise müdahale etmeyerek pasif destek vermesi nedeniyle pek çok işyeri tahrip edilmiş ve iki gün içinde 25 kişi ölmüş, yaklaşık 500 kişi yaralanmıştır.

İstanbul Fatih'te 28 Şubat 2002 tarihinde aşın dinciler tarafından Atatürkçü düşünceyi savunan demek binalarına yapılan saldın sonucunda çıkan çatışmalarda çok sayıda bina ve işyeri tahrip edilmiş, olayların İstanbul genelinde yayılması sonucu 30'un üstünde insan ölmüştür. Kentteki pek çok mağaza ve ev yağmalanmıştır. Can derdine düşen halk orduya ait kışla ve jandarma karakollarına sığınmıştır.

İstanbul'un birçok semtinde sokak çatışmaları her gün vuku bulmaktadır. İstanbul genelinde halk sokağa çıkamaz hale gelmiştir. İşyerleri ve birçok alışveriş merkezine yönelik yağmalama olaylarının artış göstermesi nedeniyle esnaf kepenk kapatmak zorunda kalmış ve birçok zaruri gıda maddesi temininde zorluklar yaşanmaya başlamıştır.

Yetkililer tarafından İzmit ve Adapazarı'nda da gerilimin oldukça yükseldiği dile getirilmiştir.

Bu olaylar üzerine Bakanlar Kurulu, Milli Güvenlik Kurulu'nun tavsiyesiyle sıkıyönetim ilan etmiş. Ve karar Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün TBMM'nin onayına sunulmuştur. Ancak TBMM'de üye yeterli sayısına ulaşılamadığı için sıkıyönetim karan onaylanmamıştır.

Gelişen bu durumlar üzerine Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nca Kuvvet Karargâhı'nda ordu komutanlarının katılımıyla bir değerlendirme toplantısı yapılacağı, muhtemel tedbirler ile iç tehdide yönelik geliştirilecek hareket tarzları gibi konuların da dikkate alınacağı bildirilmiştir.

Kuvvet Karargâhı'nda yapılacak değerlendirme toplantısında sunulacak ordu görüşünü belirlemek maksadıyla mart ayının ilk haftasında ordu karargâhında kolordu ve tugay komutanlıklarının katılımıyla bir toplantı icra edilecektir. Bu toplantıda yukarıda belirtilen ana esaslar çerçevesinde dış ve iç tehdide yönelik alınacak tedbirler, planlarda yapılacak tadilatla ilgili teklifler iç ve dış tehdide müdahalede ihtiyaç duyulacak kuvvet miktarı görüşülecektir. Arz ederim.

ÇARE: MİLLİ MUTABAKAT HÜKÜMETİ

Orgeneral Çetin Doğan: Tamam, teşekkür ederim. Şimdi bu konunun görüşülmesine geçmeden evvel birkaç şey söylemek istiyorum. Onu hızla geçelim. Şimdi arkadaşlar, bu bir jenerik senaryo ama günümüzdeki gelişmelerle bir paralellik taşıyor. Eee, olasılığı en yüksek tehlikeli bir senaryo olarak öngördüğümüz konuda kısaca burada anlatıldı ayrıntılı olarak. Evet, içteki birlik bütünlüğü nasıl sağlayacağız, arkadaşlarımız bu konuyu işte gündeme getirdiler. Milli birliğin ve beraberliğin oluşmasında evvela inandırıcı milli birliği sağlayıcı bir hükümetin varlığı ile olur. Dini öne çıkartan, ümmet anlayışını öne çıkartan milli birliğimiz hiçbir zaman sağlanmaz. İnsanların dini inançları farklı farklıdır. Bu eski ümmet Osmanlı döneminde din adına, gaza yapma adına savaşlar vardı. Eski dönemlerde bütün ulusları 7 yıl, 40 yıl, 100 yıl savaşlarına falan soktular ama şimdiki dönemde ulusal çıkarlarımız ulus-devlet olmanın özelliğinden dolayı ulusal birliğimizde ilk Atatürk'ün o sözü ulusal birliğimizi öne çıkartır. Bunun için de her şeyden önce evet, hükümetin ve meclisin kendisine çekidüzen verdirici, ben onu söyleyeceğim şeyde Genelkurmay Başkanı'na Kuvvet Komutanı'na diyeceğim ki siz Meclis'i ve Hükümeti uyana bu gidişe dur deyici bir ültimatom verin gerekirse. Gerekirse çağırın 'bu işin sonu boktur' işte sonunuz böyledir. Bu konuda gerekli tertip ve tedbirleri alın. Evvela ulusal birliğimizin evvela inandırıcı bir milli mutabakat, buraya öyle yazmışım. Milli Mutabakat Hükümeti kurulması sureti ile halkın tasvip edeceği tarafsız bağımsız daha tek...edeceği bu kadar gaile içinde ülkeyi daha sonra bütün bu gailelerden sonra seçime götürecek bir hükümetin kurulması en önemli birinci... bu tabii, bu öngördüğümüz senaryonun içerisinde öngördüğüm bir çözüm tarzı hani bugün de gidip onu şu anda yapın diye gideceğim yok yanlış da anlamayın. Bizim yaptığımız tekliflerimiz vardır. 0 teklifleri de şimdi sizlerle paylaşmak istemem. Neyse ama böyle bir konuda ortaya konacak tavır ve davranış budur.

210 BİN KIŞI DİRENEBİLİR

Albay Yalçın (15. Kolordu Harekât ve Eğitim Şube Müdürü): Sayın Komutanım, takdimi perde sunudan takdim planına göre 25 dakikalık süre içerisinde gizlilik derecesinde arz edeceğim. Ordu geri bölgesindeki İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Yalova, Bursa, Balıkesir ve Bilecik illerinde toplam 16 milyondur.

Ordu geri bölgesinde irticai yıkıcı ve bölücü faaliyetler açısından en riskli olan İstanbul'da aşın sağ, bölücü ve aşın sol terör örgütleri ve gruplarının toplam 180 ila 210 bin arasında bir kitleyi amaçlan doğrultusunda etkileyebileceği, yağma, gösteri, yürüyüş gibi toplumsal olaylarda kullanabileceği, bu örgütlerin sayılan tam olarak tespit edilemeyen militanlarıyla sabotaj ve bombalama, suikast gibi silahlı eylemlerde bulunabileceği değerlendirilmektedir.

- Kritik bölgeler ve mukavemet etmesi beklenen kişiler kontrol altına alınacak her türlü mukavemet kesin bir kararlılıkla kırılacaktır.

- Planın istihbarat amaçlan içinde yer alan, kuruluş amaçlan dışında çalışan veya faaliyetlere devam etmesinde sakınca görülen demek, sendika ve meslek kuruluşlarıyla bunların yan örgütlerinin faaliyetleri üst komutanlık emirleri doğrultusunda durdurulacaktır.

- Geçmişte irticai, yıkıcı ve bölücü faaliyetlere katıldığı tespit edilen şahıslar gözaltına alınacaktır.

- irticai yıkıcı ve bölücü faaliyetleri desteklediği bilinen sıkıyönetim bildirilerine uymayan çeşitli yolsuzluklara adı karışmış kamu personeli yerine güvenilir, liyakatli, sivil veya emekli olmuş personel görevlendirilecektir.

- Valilik, belediye başkanlığı, televizyon stüdyosu radyo evleri gibi binaların emniyeti sağlanacak, giriş ve çıkışlar kontrol altına alınacaktır. Planın istihbarat ekinde belirtilen irticai, yıkıcı ve bölücü faaliyetleri desteklediği bilinen yayın organlarının yayını ve dağıtımı durdurulacaktır.

BİZE 12 EYLÜL LAZIM

Korgeneral Ergin Saygun (1 Kolordu Komutanı): Komutanım, ben evvela müsaade ederseniz şu konuyu vurgulamak istiyorum. Bu bir EMASYA değildir. Bu bir devletin bekasıyla ilgili bir şey. Rejimin devamı ile ilgili bir şeydir. Bu bakımdan diğer kuvvetlere mensup bölgemizdeki kurum ve kuruluşların da bu yaklaşım içinde olması ve bu yapılacak bütün planlamada yer alması, bilfiil görev alması gerekir.

(ismi belli değil): Şimdi bu ülkede gerçek vatanseverler ne yapacak yani şimdi onların karşısında bir kitle de yani onlar nasıl silahlanmışsa buna karşı bundan evvelki olduğu gibi onlara karşı bir harekât icra edilince yeni bir oluşum ortaya çıkacak yani. Buna silahlı kuvvetler müdahale mi edecek yoksa teşvik mi edecek yani bu oluşum içinde ülkenin yüzde oy potansiyeline baktığımızda ortaya çıkan irticai tablonun karşısında da %80'e yakın bir rakam var. Yani bunların da örgütlenmesi halinde, organize olması halinde, irticai unsurlara karşı yapılabilecek karşı bir harekâtın da olabileceğini göz ardı etmemek lazım. 1. Tugay komutanımızın söylediği konu aslında 12 Eylül öncesinde ülke yangın yerine dönmüş her gün 50 tane insan ölüyordu. Sağ sol birbirine girmişti. Ama bir 12 Eylül darbesi bütün bunların hepsini ortadan kaldırdı. O ülke sütliman haline geldi. E şimdi böyle bir tehdidin ortadan kaldırılması için fazla uğraşa gerek yok. Yani kuvvetleri sağa sola göndermenin bana göre yapılacak en kolay harekât tarzı bir 12 Eylül gibi harekâtın baştan itibaren organize edilmek suretiyle bir anda söndürülmesi imkân sağlar diye düşünüyorum. Burada tabii, burada söylemek istemedik ama sonunda bunu vurgulamaya çalışıyoruz. Bundan sonraki konuşmalarda da dikkate alın...

İDRİS GÜLLÜCE'NİN YERİNE

Tuğgeneral Varol (2. Zırhlı Tugay Komutanı): Tugayın sorumluluk bölgesi Maltepe, Kartal Pendik Tuzla ve Sultanbeyli ilçelerini kapsamaktadır. Tuzla Belediye Başkanı idris Güllüce ve Sultanbeyli Belediye Başkanı Yahya Karakaya yerine tespit edilen personelle değiştirilecek.

FENERBAHÇE STADYUMU TOPLAMA YERİ

Albay Memiş (23. Motorlu Piyade Alay Komutanı): Komutanım, harekâtın 3. safhasında geçmişte irticai yıkıcı bölücü faaliyetlere karıştıkları tespit edilen şahıslar gözaltına alınacaktır. Gözaltına alınan ve tutuklananlar başlangıçta Üsküdar bölgesinde Burhan Felek Spor Tesisleri'nde Ümraniye'de NETAŞ misafirhanesinde, Kadıköy'de Fenerbahçe Stadyumu'nda toplanacak, bilahare sorgulanmak üzere Ümraniye Cezaevi'ne götürülecek jandarma ve polis sorgulama timleri vasıtasıyla sorgulanacaktır.

HALKA KARŞI ACIMASIZ OLMALIYIZ

Gafur Paşa (Soy ismi ve rütbesi belirtilmemiş): Komutanım, seçimlerden sonra gazetelerde şöyle bir haber geçti kırıntı gibi bilmiyorum. Arkadaşlardan da okuyan var mı ben okudum Tayyip'i tebliğe gidenlerin arasında çok sayıda emniyet mensubunun olduğu. Komutanım, valiler toplantısında kararnameden sonra İçişleri Bakanlığı'ndaki toplantıyı biz basına yansıyan kadarıyla namaz kılma olayları bu kadrolaşma Abdülkadir Aksu'nun bilinen şeyler zaten.

Metin Yavuz Yalçın (52. Zırt* Tümen Komutanı): Ben 2. ve 5. Kolordu Komutanlığımdan yeterli emniyet tedbirlerini alabilecek bütün birliklerimi oraya görevlendiririm. Onun dışındakilerin tamamını buraya getiririm. İstanbul'un üzerine çökerim. Ve belediye başkanıymış, yok ondan sonra savcıymış, hâkimmiş, kaymakammış, bu konuya olumsuz bakan tablolarda yer alan insanları gerekirse belediye başkanlıkları komutanları o görev de uhdesinde olacak şekilde görevlendirmek suretiyle ve ağır bir baskı ve biraz evvel ifade ettiği gibi. Ben tabii komutan arkadaşıma katılıyorum ama bir yerde de hani karşımıza halkı almak meselesi ayrı, bunlar kararlarını vermişlerdir. Bu ülkeyi bölecek parçalayacaklardır ve ülkeyi başka bir rejimin içerisine taşıyacaktır. Böyle kararlı olan bir halka karşı da acımasızca hareket etmek bizim görevimizdir.

HALK DENİZDİR BİZ BALIK

Çetin Doğan (Kapanış Konuşması): İçeride yapacağımız güvenlik harekâtının klasik bir EMASYA harekâtı olmayacağını bütün arkadaşlarım burada yapraklan takdimlerle ortaya koydular. Klasik EMASYA anlayışından mutlaka çıkılacak ama bunun anlamı halka gereksiz yere kuvvet kullanma, o halkın yaşantısını daha da bozma gibi olmayacak. Halkı kendi etrafımızda toparlayarak, daha evvel söylediğim gibi sivil toplum kuruluşlarını, üniversiteleri Türk Silahlı Kuvvetleri'yle bütünleştirerek bunun üstesinden gelmek zorundayız.

Mao'nun dediği gibi halk denizdir, biz balığız demiştir komünist rejimini yerleştirmek için. Biz ama laik demokratik Cumhuriyet'in sahipleri ve bekçileri aynı düşünceyi halkın deniz olduğunu laik demokratik Cumhuriyet'in bekçilerinin de balık olduğunu ve bu deniz içerisinde, bu su içerisinde yaşama koşulunun halkımızın desteğine mutlaka sahip olmamız gerektiğini de asla unutamayacağız. Ve şu anda halkımızın desteği çok yüksektir ve bu desteği yıpratacak adımlar atılmasına, içimizden başka türlü sesler çıkmasına mani olacağız. Onun için de bölgedeki sıkıyönetim planlamalarını yeni baştan daha radikal tertip ve tedbirlerle ama yeterli gücü bölgede bulundurarak...

 

 

 

Anasayfa // balyoz // BALYOZ!Camiler Bombalacak Binlerce İnsan Öldürülecekti

EN KANLI DARBE PLANI BALYOZ
Dehşet verici darbe planı! Camiler bombalanacaktı, kendi jetimizi düşürecektik.

Birinci Ordu Komutanı Çetin Doğan cuntasının 2003 yılındaki darbe planlarını Taraf ele geçirdi.

FATİH CAMİİ BOMBALANACAKTI
2003 tarihli Çarşaf ve Sakal kodlu eylem planlarına göre, darbe ortamı yaratmak amacıyla Fatih ve Beyazıt camilerinde cuma günü bombalı saldırı düzenlenecekti

FATİH’E DOKUZ KİŞİLİK ÖZEL TİM
Jandarma Yüzbaşı H.T. komutasındaki dokuz kişilik eylem timi, cep telefonu düzenekli patlayıcıyı cemaate en yakın ayakkabılığa yerleştirecek ve cuma namazının farzının kılınmasının ardından düğmeye basılacaktı. Bölgedeki ajanlar da provokasyon amacıyla harekete geçecekti.

EZAN ÖNCESİ KAN DÖKÜLECEKTİ
Beyazıt Camii’ne yönelik Sakal Eylem Planı’na göre tahrip düzeneği, bir çantaya yerleştirilecek ve şadırvanda unutulmuş görüntüsü ile bırakılacaktı. Jandarma Binbaşı H.Ö. komutasındaki tim, bombayı yine cuma günü, ezandan 10 dakika önce patlatacaktı. Eylemde özellikle yaralı sayısının fazla olması isteniyor.

ÖFKELİ KALABALIĞI AVLUDA TOPLAYIN

Çarşaf Planı'na göre, patlama sonrası oluşacak panik havası iki kamera ile görüntülenecek, avluda toplanacak öfkeli kalabalığın da caddeye taşması sağlanacaktı. Ayrıca operasyonda kiralık araç kullanılması ve kiralamada gerçek isimle kayıt yapılmaması isteniyor.

KENDİ JETİMİZİ DÜŞÜRECEKTİK

Sıkıyönetim ilan edilmesini sağlamak için hazırlanan Oraj Hava Harekât Planı’nda, Ege’de uluslararası kriz çıkarmak amacıyla gerekirse bir Türk jetinin düşürülmesi yer alıyor.

AMAÇ AK PARTİ’Yİ ZORDA BIRAKMAK

Org. İbrahim Fırtına’nın Harp Akademileri Komutanlığı sırasında hazırlanan plandan: Mümkünse bir Türk jetinin Yunan uçaklarınca düşürülmesi sağlanacak.

ÖZEL FİLO PERSONELİNE GÖREV

Planda bu gerçekleşmediği takdirde, Özel Filo personelinden bir pilotun, uygun bir yer ve uçuş sırasında kendi jetlerimizden birini düşürmesi hedefleniyordu.

HAVA MÜZESİ BASILSIN

Planın icra bölümünde 134. Filo’nun Kadıköy ve Fatih’te iki gösteri yapması hedefleniyor: Gösterilerin yapıldığı gece, cübbeli ve sarıklı grupların Hava Müzesi’ni basması sağlansın...

MODELLLERİ 12 EYLÜL'DÜ

 

AKP'nin 2002'de hükümet kurmasından rahatsız olan bir grup üst rütbeli subay "Balyoz Harekatı" aldı altında çok ayrıntılı bir darbe planı hazırladı. Bu planın her veçhesini anlatan elektronik, sesli ve yazılı askeri belgeler, amacın Türkiye çapında sıkıyönetim ilanı, ardından da Meclis'in kapatılması ve hükümetin devrilmesi olduğunu ortaya koyuyor. 12 Eylül'ü model alan darbe planı, kaos amaçlayan bir dizi eylem planıyla destekleniyor.

Bu eylem planları, halkın kanını akıtmayı ve Türkiye'yi Yunanistan'la savaşa sokmayı göze alan dehşet verici senaryoları en ince ayrıntısına kadar tarif ediyor. Darbe planını destekleyen Çarşaf, Sakal, Suga ve Oraj başlıklı eylem planlarının 2003'te Birinci Ordu Komutanlığı'nın öncülüğünde, Karacıların yanı sıra Hava, Deniz ve Jandarma'dan üst rütbeli personelin katılımıyla gerçekleştirilmesini öngören beş bin sayfadan fazla belge var.

29'U GENERAL 162 SUBAY VAR

Darbe öncesi dört, darbe için tek plan var

Darbe öncesi kaos ortamı yaratmak içni yapılan dört eylem planı ile darbenin bizzat kendisini nasıl organize edileceğini öngören Balyoz Güvenlik Harekat Planı'nda 29'u general, 133'ü subay olamk üzere toplam 162 askerin isimleri yer alıyor.

ÖZDEN ÖRNEK DE VAR, SAYGUN DA, FIRTINA DA...

Bu isimler arasında Darbe Günlükleri'nin yazarı Özden Örnek, Hava Kuvvetleri eski Komutanı İbrahim Fırtına, Ergin Saygun, Süha Tanyeri, Nejat Bek, Hayri Güner, Şükrü Sarıışık ve Ergenekon sanığı Fikri Karadağ dikkat çekiyor.

BASINDAKİ DOST VE DÜŞMANLAR

Darbe planlarında tutuklanacakların isimleri, kurulacak yeni kabinenin üyeleri, işbirliği yapılacak 137 gazetecinin ismi, tutuklanacak 116 gazetecinin ismi, görevden alınacak belediye başkanları dahil herşey var.

TÜRKİYE'Yİ 'BALYOZ'LA EZECEKLERDİ

 

2002 yılının son günleriydi. 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden yirmi iki yıl geçmiş, 28 Şubat 1997 post modern müdahalesinin hedefi olan siyasetçilerin bir bölümünün kurduğu Adalet ve Kalkınma Partisi 3 Kasım 2002 seçimlerinde tek başına iktidara gelmişti.

Türk Silahlı Kuvvetleri içinde bir grup bu sonuçtan çok rahatsızdı. Bu grup, 12 Eylül'deki Bayrak Harekâtı'nı birebir model alan çok kapsamlı bir darbe planı için düğmeye bastı ve yaptığı çalışmaya Balyoz Güvenlik Harekât Planı adını verdi.

Balyoz, daha önce basına yansıyan Ayışığı, Sarıkız, Yakamoz ve Eldiven kod adlı darbe planlarından farklı olarak, icra sürecinin bütün aşamaları en ince ayrıntılarına kadar tasavvur edilmiş bir darbe planı.

Her şey hazır ve kayıtlıymış

Bu planın her veçhesi bilgisayar ortamında belgelere dökülmüş durumda. Darbe hazırlık toplantılarının ses kayıtlan, bu toplantılara kanlan üst rütbeli muvazzafların ellerinden çıkma notlar, "çok gizli" kaydı altındaki resmî harekât emirleri, sıkıyönetim ve darbe zeminini hazırlama amaçlı Çarşaf, Sakal, Suga ve Oraj kod adlı eylem planlan, darbe sırasında gerçekleştirilecek gözaltı ve el koyma süreçleri ile darbe sonrasında uygulanacak hükümet programı bu belgelerde en ince ayrıntısına kadar yer alıyor.

Ayrıca, darbe sırasında görev alacak personel ve sorumlulukları, gözaltına alınacak gazetecilerin ve darbecilerin öngördüğü bakanlar kurulunun üyeleri de bir bir listelenmiş.

5000 sayfadan çok belge var

Taraf Balyoz Darbe Planı'nın 2002 sonunda başlayan ve 2003 martına kadar süren çalışmalarının, basılı haliyle toplam beş bin sayfayı aşan belgelerine ulaştı. Bu belgeler arasında, "ıslak" yazışmalar, pover point sunumları ve orijinal antetli askeri CD'ler var. Dönemin Birinci Ordu Komutam Orgeneral Çetin Doğan'ın, dönemin Harp Akademileri Komutanı Hava Orgeneral İbrahim Fırtına'nın ve Dönemin Donanma Komutanı Oramiral özden örnek'in imzasını taşıyan harekât planlan ile Birinci Ordu Harekât Başkanı Kurmay Albay Süha Tanyeri'nin darbe hazırlıklarının konuşulduğu toplantıda aldığı özel notlar, darbe planının konuşulduğu kapsamlı bir toplananın kesintisiz ses kayıtlan ve planın icra aşamasına geçtiğini gösteren çok kapsamlı fişleme tutanakları da bu belgeler arasında yer alıyor.

Taraf, 2004'te emekliye ayrılan Orgeneral Çetin Doğan önderliğinde yürütülen ve Kara Kuvvetleri'nin yanı sıra Hava, Deniz ve Jandarma'dan adları belirlenmiş personelin katılımı sağlanan darbe planının, Türkiye'nin sadece yakın geçmişine değil güncel meselelerine de ışık tutan ayrıntılarını bugünden itibaren okurlarına sunacak.

İzleyen paragraflarda, Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grubun sıkıyönetim ve darbe hevesini gerçekleştirebilmek için İstanbul'un büyük camilerinde Cuma namazı kılan cemaatin havaya uçurulmasından bir Türk askerî uçağının yine Türk askerlerince düşürülmesine varan bir dizi suçu nasıl planladığının ibretlik hikâyesini okuyacaksınız.

Org. Çetin Doğan'ın öncülüğünde

Balyoz Güvenlik Harekât Planı'nın bir babası varsa, o da dönemin Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan.

Doğan, AKP'nin iktidara gelişinden hemen sonra tüm birliklere tebliğ ettiği "Laik Cumhuriyet İlkelerine Karşı Son Zamanlardaki Davranışlar" konulu, belgesi Tarafta mevcut yazıyla doğrudan AKP'yi hedef alıyor.

Hükümeti devirme amaçlı girişimlere zaman kaybetmeden başlanması gerektiğini ifade eden Doğan, bu hedefe yönelik olarak, her yıl düzenlenen rutin Birinci Ordu Plan Seminerleri'nde değişikliğe giderek "iç tehdit" olgusunu dış tehdidin önüne alıyor ve söz konusu semineri de hazırlattığı darbe planını kamufle eden "jenerik bir senaryo çalışması" olarak lanse ediyor.

Rutin toplantıda örtülü görev

Ayrıntılarını yan sayfada yayımladığımız Balyoz Güvenlik Harekât Planı, Türkiye genelinde sıkıyönetim ilân edilmesi yöntemini tarif ediyor ve 12 Eylül'deki Bayrak Harekât Planı'nın 2003 Türkiye'sine uyarlanması esasına dayanıyor.

Planın altında "Balyoz Sıkıyönetim Komutanı" unvanıyla imzası olan Orgeneral Doğan, yukarıda sözü geçen Birinci Ordu Plan Semineri'nin "kamuflaj" işlevini ve öncesinde yapılmasını emrettiği hazırlıkları şöyle anlatıyor:

"Balyoz Planı'nın, 'Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryo' isimli jenerik bir plan şeklinde oynanacağı plan seminerine kadar, irticai, yıkıcı ve bölücü gruplara ait mevcut tüm listeler ile teşkil edilecek olan özel görev timlerinin listeleri güncellenecek ve devamlı olarak güncel tutulacak. Buna paralel olarak, Balyoz Güvenlik Harekât Planı, 'Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryo' isimli jenerik bir plan şeklinde, 'GİZLİ' gizlilik derecesinde ve özel olarak seçilmiş, sınırlı sayıda personelin katılımıyla icra edilecek bir plan seminerinde denenecek ve müzakere edilecek."

Bu ifadeler ve toplam 29 generalle 133 subayın katıldığı toplantı esnasındaki konuşmalar, söz konusu rutin seminerden bir "örtülü görev" çıkarıldığının da kanıtı.

12 Eylül'ü model aldılar

Tarafın, akışını gerek yazılı dökümden gerekse, bizzat Doğan'ın emriyle yapılan ses kayıtlarından takip ettiği 4-6 Mart 2003 tarihli Birinci Ordu Plan Semineri'nin bir "darbe provası" olarak cereyan ettiğini, seminer esnasında kurmay bir subayın sarf ettiği şu sözler de kanıtlıyor:

"12 Eylül darbesiyle ülke süt liman hale geldi. Şimdi böyle bir tehdidin ortadan kaldırılması için fazla uğraşa gerek yok. Yani kuvvetleri sağa sola göndermenin... Bana göre yapılacak en kolay hareket tarzı, 12 Eylül gibi bir harekâtın baştan itibaren organize edilmek suretiyle, bir anda söndürülmesine imkan sağlar diye düşünüyorum. Tabii, bunu burada söylemek istemedik ama sonunda bunu vurgulamaya çalışıyoruz."

Sıkıyönetim uğruna katliam

Birinci Ordu Plan Semineri öncesinde hazırlanan hareket planları "Türkiye genelinde sıkıyönetim ilan edilmesi" ve "darbe için elverişli koşulların oluşturulması" hedeflerini taşıyor. Bu hedeflerle çok sayıda insanın ölmesine yol açabilecek, büyük tepki ve kaos yaratacak, Türkiye'yi Yunanistan'la savaşa sokabilecek eylemler öngörülüyor.

Bu planlardan biri "ÇOK GİZLİ" damgasını, Şubat 2003 tarihini ve Harp Akademileri Komutanı Hava Orgeneral İbrahim Fırtına'nın imzasını taşıyan Oraj Hava Harekât Planı.

Planın "Vazife" bölümünde aynen şöyle deniyor:

"Hava Kuvvetleri Komutanlığı olarak Türkiye genelinde sıkıyönetim ilan edilmesini sağlamak ve Sıkıyönetim Komutanlıklarının faaliyetlerinin başarıya ulaşmasını sağlamak maksadıyla; Yunanistan'la gerginliği artıracak ve irtica yanlılarını tahrik ederek TSK aleyhine faaliyetlere başlamalarını sağlayacak, envanterindeki mevcut silah sistemlerini kullanarak psikolojik etki yaratarak hükümet ve TBMM üzerinde baskı kuracak, personel görevlendirmesi destek verecektir."

Jetimizi düşürtelim ya da düşürelim

Oraj Hava Harekât Planı, "Türk Hava Kuvvetleri'nin Ege Denizi'ndeki uçuşlarının sayısının arttırılmasını" ve "Türk savaş uçaklarının Yunanistan tarafından engellendiğinin ve taciz edildiğinin gündeme getirilmesini" öngörüyor.

Oraj'in "İcra" bölümünün tüyler ürpertici ikinci maddesi aynen şöyle:

"Emirle Ege uçuşları sırasında Yunan Hava Kuvvetlerine ait uçaklar taciz edilerek tahrik edilecek bir çatışma ortamı oluşturulacaktır. Mümkünse bir uçağımızın Yunan Hava Kuvvetleri tarafından düşürülmesi sağlanacak, bu gerçekleşmediği takdirde yeniden teşkilatlandırılan ÖZEL FİLO personelinden bir pilotun uygun zaman ve yerde kolundaki uçağa atış yapmak sureti ile kendi uçağımızın düşürülmesi sağlanacaktır. Uçağın, Yunan Hava Kuvvetleri tarafından düşürüldüğü yönünde medyada haberler yaptırılarak, AKP Hükümetinin bu konudaki acizliği ortaya konulacaktır."

Ege'de savaş provokasyonu

Orja'nın devamında, Türkiye ile Yunanistan'ı savaşın eşiğine getirebilecek gerilim planı şöyle ayrın Ulandırılıyor:

"Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde ve özellikle Filolarda Yunan Hava Kuvvetleri'ne yönelik husumet ve gerginlik kontrollü olarak artırılacak, pilotların uçuşlarda daha agresif olmaları sağlanacaktır. Benzer olaylarda meşru müdafaa kapsamında atış dahi yapabileceği gayri resmi olarak pilotlara deklare edilecektir."

Bu provokasyon havada devam ederken, Trakya sınırında gerginliğin arttırılması ve bütün bölgede seferberlik havası yaratılması da hedefleniyor:

"Gerginlik Trakya sınırında da arttırılacak, Trakya sınırına yakın bölgelerde devriye görevleri icra edilecek, Deniz Kuvvetleri ile Ege Denizinde sürekli müşterek eğitim yapılacaktır. Balıkesir, Bandırma, Çiğli, Çorlu ve Dalaman meydanlarında 24 saat esasına göre yerde uçak bekletilecek, en küçük olaylarda dahi scramble uçakları kaldırılacaktır. 134 üncü Filo K.lığı (Türk Yıldızları) iki günde bir sanayi odaları, iş adamları, barolar vb. davetlisi olarak farklı şehirler üzerinde gösteriler yapacak, halkın TSK'ne duyduğu sempati pekiştirilecek, gösteriler sırasında halka ve özellikle de çocuklara hediyeler dağıtılacaktır."

Hava Müzesi'ne cübbeli baskın

Orja'nın Türk-Yunan gerilimi senaryosunu iç karışıklığa tahvil etme ve ordu ile "irticacı" tabir edilen kesim arasında çatışma ortamı yaratma amaçlı icra hükümleri, Fatih ve Kadıköy semalarındaki gösterileri de kapsıyor. Bu gösteriler ardından, "cübbeli, sarıklı, çarşaflı" gruplar oluşturularak Hava Müzesi'ne saldırılması planlanıyor:

"34'üncü Filo Komutanlığı İstanbul'da birer gün ara ile iki gösteri yapacaktır. İlk gösteri Kadıköy Meydanı üzerinde olacak ve büyük bir kalabalığın katılması sağlanacak İstanbul garnizonu içerisinde bulunan askeri öğrenciler ile er ve erbaşlar sivil kıyafetli olarak gösteriye katılacaktır. İkinci gösteri ise Fatih'te Çarşamba semti üzerinde gerçekleştirilecektir. Gösterinin yapıldığı gece yarısı cübbeli, sarıklı ve çarşaflı gruplar ellerindeki yeşil bayrakları ve molotof kokteylleri ile Hava Müzesini basarak müzedeki uçakları tahrip etmeleri sağlanacaktır."

Şiddete şiddetle karşılık verilecek

Planın devamında şöyle deniyor: "3'üncü ve 8' inci Ana Jet Üs Komutanlıkları başta olmak üzere tüm hava birlikleri nizamiyelerine şeriat isteyen gruplar tarafından saldırılar düzenlenecek, mülki amirlerin izinleri beklenmeden olaylara müdahale edilecek geçici süreler ile hava birlikleri etrafındaki bölgelerde sokaklarda, caddelerde ve çevre yolu ve karayollarında güvenlik bölgeleri oluşturularak denetim sağlanacak, arama yapılacak, şüpheli olduğu gerekçesi ile bazı şahıslar belli süreler alıkonulacaktır. Şiddet gösterenlere şiddetle cevap verilecek gerekli durumlarda silah kullanmaktan çekinmeyecektir."

Ankara Ticaret Odasının davetiyle

"Tek yol sıkıyönetim" şiarını taşıdığı izlenimi veren Orja, hedefini açıkça ortaya koyuyor:

"Hükümetin sıkıyönetim ilan etmesi sağlanıncaya kadar faaliyetlere aralıksız devam edilecektir. Meclisin sıkıyönetim ilan etmesi için gerekli oy oranı yakalanamazsa, Ankara Ticaret Odası'nın (ATO) davetlisi olarak Ankara şehir merkezi üzerinde hava gösterileri yapılacak, TBMM'nin çalıştığı gün ve saatlerde meclis üzerinden çok alçak uçuşlar yapılmak sureti ile TSK'nin varlığı hissettirilecektir.

Sıkıyönetim ilan edildikten sonra Ege ve Trakya'da faaliyetler tedricen azaltılacak ve gerilim ihtiyaç nispetinde düşürülecektir. Özellikle İstanbul'daki sivil itaatsizliğe karşı Bandırma, Çorlu Meydanlarında 4'er uçak 24 saat hazırlık durumunda gösteri uçuşu ve gerçek atış yapabilecek şekilde yerde karışık yükle hazır bekletilecek, bu maksatla 162'nci Filo Komutanlığı'nın yarısı Çorlu Meydanı'na intikal ettirilecektir."


 

İSTANBUL'UN CAMİLERİNİ HAVAYA UÇURACAKLARDI

 

Balyoz Güvenlik Harekât Planı'yla bağlantılı eylem planlarından en vahim ikisi "Çarşaf ve "Sakal" adlarını taşıyor.

Çarşaf Eylem Planı Harekât Emri'nde Jandarma Yüzbaşı Hüseyin Topuz'un, Sakal Eylem Planı Harekât Emri'nde ise Jandarma Binbaşı Hüseyin Özçoban'ın imzaları var. Belgeleri Taraf'ın elinde bulunan her iki eylem planı da, İstanbul'daki camilere saldırı düzenlenmesini öngörüyor. Çarşaf Planı

İstanbul Fatih, Sakal Plan ise Beyazıt Camii'ni hedef alıyor ve her iki plan da hemen hemen aynı keşif taarruz ve tahrip talimatlarını içeriyor.

Bu talimatları Çarşaf Planı'ndaki haliyle, ilgili belgeden aktarıyoruz:

Fatih ve Beyazıt'a Cuma saldırısı

Vazife bölümünde "Darbe için elverişli koşulları oluşturmak maksadıyla, İstanbul Fatih Camii'nde G Günü S Saatinde tedhiş faaliyetler icra edilecektir" yazan Çarşaf Eylem Planının 'İcra" hükümleri şöyle:

"Keşif Emniyet Timi tarafından faaliyetten bir hafta ve bir gün önce Cuma namazı vaktinde yapılan keşif neticeleri Keşif Emniyet Tim Komutanı tarafından Ekip Liderine bildirilecek ve hedef bölgesindeki son değişikliklere göre faaliyet planı güncellenecektir. Faaliyetten bir saat önce bölgenin son keşfi yapılacak, faaliyeti etkileyebilecek herhangi bir husus varsa ivedi olarak Ekip Liderine bildirilecektir. Üç kişiden oluşacak olan Keşif Emniyet Timinin iki personeli hedef bölgesi dışında, bir personeli ise içeride (cami avlusu ve cami içerisinde) keşif yapacaktır. Dış keşifte; bir personel camiin yakın çevresinin keşfini (Cami avlusu yakın çevresi) diğer personel ise uzak keşfini (Cami 500 m. Çevresi) yapacaktır. Hedefte tahrip, cep telefonu düzenekti patlayıcı ile gerçekleştirilecek, patlayıcı madde aynı bir Ekip tarafından hazırlanacak ve faaliyetin icra tarihinden bir gün önce Taarruz Tim komutam tarafından teslim alınacak ve faaliyet zam anına kadar Tahrip Unsuru tarafından eğitim ve provaları yapılacaktır."

Çarşaf'ın devamında şöyle deniyor: "Tahrip düzeneği Cuma namazının farzının kılınmasını müteakip patlatılacaktır. Tahrip düzeneğini patlatacak Taarruz timi en geç S saatinde yerlerini almış olacaktır. Taarruz timi icra edeceği faaliyetin provasını bir gün önceden aynı saatte aynı mekânda yapacaktır. G günü sabah S-2 saatinde tüm hazırlıklar yapılmış ve malzemeler alınmış olarak hedef bölgesine hareket edilecek, (hedef bölgesi ve civarı G günü kalabalık olacağından) araçlar tenha bir yerde park edilecek ve hedef bölgesine yaya olarak yaklaşılacaktır. Keşif Emniyet Timi hedefte son keşfini yapmasını müteakip Emniyet görevi için tertiplenecek Keşif Emniyet -A Camiinin kuzeyinde, Keşif Emniyet -B camiinin güneybatısında Keşif Emniyet-C Camiinin güneydoğusunda hedef bölgeyi gözlemleyecek şekilde yerleşecektir. Keşif Emniyet Timinin yerleşmesini müteakip Taarruz Timi yerini alacaktır.

Tahrip düzeneği bir çanta içerisine yerleştirilmiş olarak Tahrip -A tarafından camii içerisinde caminin iç kısımlarındaki cemaate yalan ayakkabılığa bırakılacak kendisi de cami çıkışında kapıya yakın bir yerde yerini alacaktır.

Keşif Emniyet Timi en geç S saatinden 10 dakika evvel yerleşmiş olacaktır. Tahrip düzeneğini patlatacak Taarruz Timi en geç S saatinden 5 dakika önce yerlerini almış olacak, faaliyet Cuma namazının farzının kılınmasından sonra icra edilecektir. Tahrip-A farzın kılınmasını müteakip süratle camiden çıkacak ve "Tahrip Hazır" İşaretini verecektir.

Tahrip-A'nın camiden çıkmasını müteakip avluyu terk etmesi "Tahrip Hazır" camiden çıkmayı müteakip avluda şadırvanda ellerini yıkaması ise "Tahrip İptal" işareti olacaktır. Tahrip -A'nın "Tahrip hazır işaretini" gören ve camii avlusunda bekleyen Tahrip-B, camii avlusundan çıkıp 300 m. kadar uzaklaştıktan sonra ilgili telefon numarasını arayarak tahribi gerçekleştirecektir. Tahrip timi patlamayı müteakip bölgeden süratle sıyrılacaktır. Patlama esnasında; Kayıt -A camii üst katından, Kayıt-B camii alt katından patlama ânını ve sonrasında oluşan panik havasını çekecek, patlama sonrası önce camii avlusunda toplanan ve sonra ana caddeye intikal ederek caddeyi kapatan öfkeli kalabalığın camii avlusunda toplanmasını ve caddedeki eylemlerini hem Kayıt-A hem de Kayıt-B birbirlerinden bağımsız ayrı noktalardan üzerlerindeki video kayıt cihazlarıyla kaydedeceklerdir. Kayıt timi (Kayıt-A ve Kayıt-B) kaydettikleri görüntü kayıtlarını Keşif Emniyet Tim Komutanına teslim edecek ve müteakiben bölgeyi geldikleri araçlarla terk edeceklerdir. Keşif Emniyet Tim K.'nı söz konusu görüntüleri ivedi olarak internet üzerinden yayılmasını sağlayacaktır. Patlamayı müteakip oluşan kargaşadan da istifadeyle cami içerisindeki Tahrik timinden Tahrik-A bir kısım radikal Fatih esnafı içerisine sızdırılmış Tahrik-B ile irtibata geçecektir. Tahrik- A ve Tahrik-B irtibatlı bulundukları ve halkın içerisine sızmış bulunan provokatörleri harekete geçirecek. Böylece Cami cemaatinin, çoğunluğunu Fatihli esnafın oluşturduğu öfkeli radikal grupla ana cadde üzerinde birleşmesi sağlanacaktır. Yapılacak manipülasyonlarla öfkeli grubun yaşananları irticai söylemler ve sloganlar eşliğinde protesto etmesi sağlanacaktır. Faaliyetin icrasından sonra; Tahrip unsuru tahribi müteakip, Kayıt Timi kayıtlarını tamamlamalarını ve Keşif Emniyet tim komutanı ile buluşmayı müteakip yaya olarak ayrı güzergâhlardan arabalarını park ettikleri bölgeye intikal edecek ve kendi araçları ile bölgeden uzaklaşacaklardır. (Tahrip unsuru bir araca, Kayıt timi diğer araca binecek şekilde)Faaliyet sonrası durum, trafik sıkışıklığı, yol kapaması, arama ve bunun gibi sebeplerle araçlı intikale imkân vermediği takdirde, unsurlar yaya olarak ayrı ayrı güzergâhlardan toplu taşım araçlarını kullanarak "emin ev"de buluşacaklardır."

Amaç yaralı sayısını arttırmak

"Çarşaf ve "Sakal" eylem planlarının "koordinasyon talimatı" başlıklı bölümlerinde hedef "yaralı sayısını arttırmak" olarak kayda geçiriliyor. Çarşafın ilgili bölümü şöyle:

"Ekip Lideri ve ekibi tarafından; Fatih esnafı içerisinde yer alan ve dini grup cemaatlerle faaliyet içerisinde olan şahıslarla irtibat çok dikkatli kurulacak, içeriden yürütülecek propagandanın çerçevesi operasyon öncesi bildirilerek yönlendirilecektir. Faaliyette kullanılacak tahrip düzeneği başka bir Ekip tarafından temin edilecek ve üst komutanlığın yapacağı koordine neticesinde, emredilecek yer ve zamanda Tahrip Unsur komutanına teslim edilecektir.

Konulacak malzemenin ölümden daha çok yaralanmaya sebep olacak şekilde hazırlanması sağlanacaktır. Cami ve çevrede bulunan kameraların durumu tespit edilecektir. TV'lerde canlı yayına bağlanarak fikir ifade edebilecek olanların tespiti ve yönlendirmesi Ankara'dan yapılacaktır."

Emniyetli telefonlar, kiralık araçlar

"Çarşaf planının "Komuta ve Muhabere" bölümünde ise şöyle deniyor:

"Operasyon Ekip Lideri tarafından yönetilecektir. Ekip lideri Tahrip Timinde Tahrip-B görevini icra edecek, görevi müteakip, faaliyetleri hedef bölgeye hakim bir noktadan takip ve kontrol edecektir.Ekip lideri etkisiz hale gelmesi durumunda Tahrik Tim Komutanı(Tahrik-A) emir komutayı alacaktır. Operasyon esnasında muhabere, emniyetli cep telefonları ile sağlanacaktır. Operasyon timinin cep telefonları evlerinde ve eşlerinde olacaktır. Operasyon günü için kullanılacak cep telefonlarını Keşif Timi temin edecek aynı gün sabah tüm telefonlar personele dağıtılacaktır. Sadece ihtiyaç olduğu takdirde telefonlar kullanılacaktır. Olayı müteakip cep telefonları kapatılıp Keşif Emniyet Tim K.'na geri teslim edilecektir. Operasyonda kiralık araçlar kullanılacak ve araçlar kiralanırken gerçek isimle kayıt yapılmayacaktır."

BALYOZ HAREKAT PLANI

Harekât planının altında 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan'ın imzası var. Doğan'ın imzasında adlandığı unvan "Balyoz Sıkıyönetim Komutanı."

Planın vazife bölümünde hedef şöyle anlatılıyor: "Balyoz Komutanlığı, ülke bütünlüğünü korumak, milli birlik ve beraberliği sağlayarak muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek ve laik demokratik düzenin işlemesine mani olan sebepleri, bir daha hortlamamak üzere ebediyen ortadan kaldırmak maksadıyla; derhal, AKP Hükümetini iktidardan uzaklaştıracak mevcut irticai yapılanmayı şiddetle bertaraf ederek, belirlenen kadroları iktidara getirerek laik devlet otoritesini ve varlığını yeniden tesis edecektir." İşte icra planını da yarınTarafta okuyacağınız Balyoz Harekât Planı'nın geniş bir özeti.

Maksat:

(ı)Balyoz Komutanlığı,İç Hizmet Kanunu'nun verdiği Türkiye Cumhuriyeti'ni kollama ve koruma görevini yüce Türk Milleti adına yerine getirme azim ve kararlığı içerisinde laik devlet otoritesinin temini için gerekli olan tedbirleri alacaktır.

(2)Harekatın maksadı; ülke bütünlüğünü korumak, milli birlik ve beraberliği sağlamak muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek, devlet otoritesini ve varlığını yeniden tesis etmek ve laik demokratik düzenin işlemesine mani olan sebepleri, bir daha hortlamamak üzere ebediyen ortadan kaldırmaktır.

Düşman Durumu:

(ı)İrticai grupların, hedefe giden yolda engel olarak gördükleri TSK'ya karşı bir taraftan sızma gayretleri artarak devam ederken diğer taraftan yıpratma, komuta zafiyeti içerisinde ve dinsiz gösterme çabaları da artan bir ivme ile devam etmektedir.

(2)Mevcut iktidarın uygulamalarından cesaret bulan irticai grupların, devlet düzenimizin temelini oluşturan laiklik ilkesini kendi çıkar ve amaçlarına göre yorumladıkları görülmektedir. Bu kapsamda; başta öğretim kurumlan olmak üzere, kamu hizmetlerinin yerine getirildiği çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında, irticai hareketin simgesi olan türban ve başörtüsü kullanılmasında ısrarlı davrandıkları gözlenmektedir. Bu yoldaki ısrar, masumane bir tercihten ziyade, laik cumhuriyet ilkelerine karşı dine dayalı bir devlet düzeni kurmaya yönelik din ve vicdan hürriyetini aşan sistemli çabaların bir parçası olarak devam ettirilmektedir.

(3)ABD ve AB ülkelerinin karşılıklı paslaşmalarını seyreden ve ülke menfaatlerini gözetmeden her talebi emir telakki eden, Büyük Atatürk'ün deyimi ile müstevlilerin siyasi emellerine boyun eğmiş AKP Hükümeti;

(a)İrticai faaliyetlerin ülke içerisinde artmasına, güç kazanmasına, kadrolaşmasına ve

teşkilatlanmasına tam destek vermekte,

(b)Ekonomik çözümsüzlüklerin yol açtığı boşluklardan da istifade ederek, istediği karşı devrimi gerçekleştirebileceğini hissettirmekte ve tüm ülke genelinde AKP yandaşları, tarikat ve cemaatler ile devlet kademelerinde hızla kadrolaşmakta,

(c)İktidarın kendisine sağladığı imkân ve kabiliyetleri kullanarak medya, sivil toplum örgütleri ve bürokrasiyi kendine bağımlı hale getirmeye çalışmakta,

(ç)Mevcut yetkiler ile hukuki boşluklardan da istifade edilerek mürteci ve dogmatik yapıda insan yetiştirmeye uygun ortam sağlayan medrese, tekke ve zaviye tipi, eğitim ve öğretim birliğini ortadan kaldıran çarpık bir eğitim sisteminin yeniden hayata geçirilmesini hedeflemekte,

(d)Bu amaçlarına ulaşmak maksadıyla, anayasa değişikliği ve hukuk reformu adı altında TSK ile birlikte laik cumhuriyetin en önemli teminatı anayasal kurumların etkinliğini kıracak, kendi amaçlan doğrultusunda evrimleştirecek yollar aramakta,

(e)Başta dışarıdan müzahir ABD ve AB ülkeleri olmak üzere, içeriden irtica ile iltisaklı medya, hukuk, bürokrasi, emniyet, maliye ve daha birçok kamu kurum ve kuruluşunda örgütlenmiş yandaşları ile koordineli ve planlı çalışmalarla laik kesimi ve rakiplerini hareket edemez hale getirmekte,

(f)AB üyeliğini ve terör sorununu bahane ederek, Cumhuriyetin temel niteliklerini değiştirmeye yönelik çabalarını, dış desteğin de etkisiyle devam ettirmektedirler.

(4)AKP Hükümetine, AB üyeliği kapsamında dış güçler tarafından sağlanan mali ve siyasal destek devam ederken, Ortadoğu ve Arap ülkeleri ile İslami gruplar tarafından sağlanan ekonomik destek de artmaktadır. ABD, AB, irticai unsurlar, bölücü unsurlar ve AKP ortak eylem ve söylem birliği ile hareket etmektedirler.

(5)İktidar ve irtica yanlısı basın yayın organları her geçen gün cesaretlenip palazlanırken, muhalif basın, geçmişte yaptığı şahsi yanlışlıkların bedelini, görevini yapmayarak ve/veya yapamayarak ödemektedir. Toplumsal muhalefet sindirilmiş, muhalif basın ekonomik ve mali denetim tehdidi ile susturulmuştur.

(6)İrticai faaliyet gösteren vakıf ve dernekler ile yıkıcı bölücü unsurlar işbirliklerini alenen yapma pervasızlığını göstermektedirler. Bunu AB süreci, birlik -beraberlik, kardeşlik, demokrasi vb. evrensel temalar kullanarak yapmaktadırlar.

(7)Buna karşın muhalefet partileri de etkin, önleyici, alternatif oluşturan, siyasal iktidarın faaliyetlerini denetleyici ve geniş halk kitlelerinde yankı bulan bir muhalefet sergileyememekte; basit, tutarsız, kişiliksiz, silik ve günü kurtarmaya yönelik söylemlerle muhalefet yapmaktadırlar. Mevcut durumlar itibari ile halkta giderek artan bir umutsuzluğa yol açmaktadırlar. Laik cumhuriyeti kurtaracak, birlik ve beraberliği sağlayacak ve gerekli tedbirleri alacak siyasi ufuktan yoksun liderler, koltuklarını korumanın ötesinde, kısır ve uzlaşmaz tavırların üstünde bir davranış ortaya koyamamaktadırlar.

Dost Durumu:

(1)3 Kasım seçimlerinde AKP, % 30 civarında oy almıştır. Ancak son günlerde öne çıkan ümmetçilik faaliyetlerine rağmen, bu oranın tamamının irticayı desteklediği sonucunun çıkarılmasının uygun olmayacağı değerlendirilmektedir. Bunlardan birçoğu daha önceki hükümetlerin icraatsızlığına tepki oyları olup, AKP içinde de harekatımıza, müzahir ve dost gruplar bulunmakta, ihtimaller karşısında yönetici elite yakın durmaktadırlar.

(2)Buna rağmen, şimdiye kadar içimizde barınmayanlar meclise taşınmıştır. Bu meydan okuma karşısında kategorili personel pervasızca biraz daha cesaretlenmiş ve kadrolaşma faaliyetlerine hız vermişlerdir. Bu nedenle anılan personelin, sadece Silahlı Kuvvetler içerisinden değil, bütün kamu kurum ve kuruluşlarından derhal uzaklaştırılmaları bir zorunluluk haline gelmiştir.

(3)Her türlü olumsuz şartlara rağmen cumhuriyeti koruma ve kollamaya yönelik eylem ve planlamalarımız devam etmektedir. Bu kapsamda;

(a)TSK bünyesindeki dost ve müzahir unsurlar dışında kalan, özellikle yüksek rütbeli personelin kontrol altında tutulmasına,

(b)TSK'nın her kademesine müzahir eleman temini konusunda referans uygulamasına (ÇYDD, ADD, Türkiye Gençlik Birliği vb.) devam edilerek azami koordinasyon sağlanmasına,

(d)TSK haricindeki dost unsurlar tarafından yapılacak ekonomik operasyonlar, basın yayın faaliyetleri ve sosyal sorumluluk projelerinin yakından takip edilmesine ve gerektiğinde koordinasyonun sağlanmasına,

 

(e)Aleyhe yapılan her türlü propaganda ve yasal düzenleme girişimlerinde muhalefet partileri ile koordineli fikir ve eylem birliği içerisinde hareketler sergilenmesine devam edilecektir.

<_script />changeTarget(document.getElementById("news_content"))<_script />

« Önceki ::

Genel teknoloji. siyaset. haberler.
bilim,kültür,siyaset,özel harp dairesi,özel kuvvetler komutanlığı,seferberlik tetkik kurulu,bülent arınç suikasti,nihat doğan tür kürt kardeştir 1071 şarkısı,son haberler,son gelişmeler,bilim haberleri,teknoloji haberleri,kültür haberleri,tarih haberleri,karanlık siyasi geçmiş,yakın siyasi geçmişde kanalıkta kalan olaylar,turgut özal öldümü öldürüldümü,adnan menderes neden idam edildi,nato ile gelen özel harp dairesi,özel harp dairesini abd mi finanse ediyor,ergenekon,ergenekon silahlı terör örgütü,etö,spor